You are currently browsing the Erkek Ve Kadın İlişkileri category
Gösterilen 1 - 8 / 14 yazıdan.

YAŞADIĞI İLİŞKİDE KADINI CİDDİYE ALAN ERKEĞİN TAVIRLARI

  • Yazılma Tarihi Şubat 5, 2012 / 13:20
XSM3FVCATJLH7QCABPAQADCAVIH0FVCAG5VS26CARCR6GNCANQDFJLCA6KQ627CAOY9SSQCAEPQXVHCA42U7XQCAWMONEECA7EKX2ZCADHXM63CAJAC2YTCA02GYIXCAF7MM4OCACR2MHXCAFT2PJOCAYKXKRO

Bir kadın, ilişkide olduğu erkeğin niyetini kolaylıkla anlayabilir aslında. Ama bazen kendini kandırma yoluna gidip, ciddiyetsizliği görmezden geldiği de olur. Ya da “Bir süre sonra nasılsa beni ciddi olarak düşünecektir,” yanılgısına kapılabilir. Yani erkeği değiştireceğini düşünür. Bu düşünce biçimi en hatalı olanıdır. Çünkü bir insanı değiştirmek mümkün değildir, kişi isterse ancak kendi kendini değiştirebilir. Peki, ilişkisinde ciddi niyet taşıyan erkek nasıl anlaşılır? Bu erkek kimliğini bulmuş, iş sahibi olmuş, parasını kazanan erkektir. Aklı başında hiçbir erkek, iş kariyerinde bir noktaya gelmeden, emeğinin karşılığını kazanmadan ciddi bir ilişki düşünmez. Çünkü erkekler, çocuklukları itibariyle “Büyüyünce aileni sen geçindireceksin, iş güç sahibi olup…

KADINLAR ERKEKLERDEN NE İSTER?

  • Yazılma Tarihi Aralık 20, 2010 / 21:34
Kadın ve erkek. Bir bütünün iki yarısıdır.

Kadınlar erkeklerden çok şey ister ama bence önce anlayış ister. Erkeklerin hep sordukları ama tam yanıtını bulamadıkları sorudur bu. Doğruyu söylemek gerekirse, bulmaları pek mümkün değil. Çünkü biz kadınlar da onların bizden ne bekledikleri sorusunun yanıtını bulamıyoruz. Şimdi her iki cins için söylüyorum, empati yapmaya çalışsak… Sonuç alamayız, çünkü bir kadın erkek olmak nedir veya bir erkek kadın olmak nedir bilemez ki. Peki, ne yapmalıyız? Karşılıklı olarak olduğu gibi kabullenmeli, uzlaşmalıyız.  Gelelim kadınların ne istediklerine. Anlayışla birlikte saygı ister. Karşınızdaki insandan saygı ve anlayış göremezseniz kendinizi değersiz hissedersiniz. Adam yerine konmuyor hissedersiniz. Kadın erkeğinden sevgi ve ilgi bekler. Çünkü sevgi…

ERKEK, KADIN RUHUNDAN ANLAR MI?

  • Yazılma Tarihi Ekim 17, 2010 / 19:44

Ne dersiniz, zamanımız erkeği kadın ruhundan anlıyor mu? Bence pek anlamıyor. Hani o eski İstanbul beyefendisi dediğimiz erkekler olsa günümüzde neyse de. Biliyorsunuz onların soyu tükendi neredeyse. Yeni yetme erkeklerin, kadının bir ruhu olduğunun bile farkında olduğunu sanmıyorum. Biraz ağır oldu galiba ama gerçekler acıdır. Zaten tüketim toplumu olduğumuzdan beri insanların yapısı değişti. Her şeyi kolayca tüketiyoruz. İlişkilerimizi, sevdiklerimizi, hayatımızı… Üretmek, kotarmak şöyle dursun, tüketemediklerimizi de hemen kaldırıp çöpe atıveriyoruz. Yani huyumuz suyumuz değişti. Tabi, toplumsal değerlerimiz de. Bırakın kadın ruhundan anlamayı, büyüklerimize saygı göstermez olduk.

Gelelim konumuza! Her şeyden önce kadın ve erkek, ruhsal ve fiziksel açıdan birbirinden farklı özelliklerle yaratılmışlardır. Yani birbirlerini tam olarak anlamalarını beklemek doğru olmaz. Ancak anlayış gösterip, saygıyla birbirlerini kabul etmeleri gerekir. En azından ben böyle düşünüyorum. Şimdi kadın ve erkek farklı özelliklerde varlıklar olunca, her zaman uzlaşmaları mümkün olmuyor. Bence kadınları erkeklerden farklı kılan en önemli özellik ruhlarında gizlidir. Kadın ruhu daha duyarlı, sabırlı, duygusal, dayanıklı ve hassastır. O yüzdendir ki, doğurganlık gibi bir ayrıcalık kadına verilmiştir. Kadın, anne olma özelliği ve duyarlı ruhuyla erkeğe oranla bazı alanlarda farkındalığı daha yüksek bir varlıktır. Olayları ve insanları detaylı algılar, farkına varır. Üstelik kadın ruhu acılara erkekten daha dayanıklıdır. Acısını içinde tüm hızıyla yaşar ama etrafına belli etmez. Erkeğe oranla daha kolay affeder. Fiziksel olarak narin yaratılan kadının ruhu da incedir. Anlaşılmak, ilgilenilmek, özen gösterilmek ister. O annelik özelliği gereğince hayatındaki erkeğe de korumacı yönüyle yaklaşır. Sahip çıkmak, besleyip, büyütmek ruhsal özelliklerinin içinde vardır. Erkeğin onu anlamasını karşılık vermesini bekler. Peki, erkek onu yeterince anlayabilir mi? Hayır. Çünkü erkek bu özellikleri kadın gibi yoğun biçimde ruhunda barındırmaz. O yüzden erkekler kadın ruhundan pek anlamazlar. İstisnalar vardır ama onlarda genel kuralı bozmazlar.

Erkekler doğaları gereği biraz katıdır, serttir, incelikten yoksundur. Onlar fiziksel olarak güçlü yaratıldıklarından, bu güçlerini kullanmayı severler. Hatta zarif, kibar, anlayışlı erkeklerle karşılaştığımızda, “Kadın ruhu gibi ince ruha sahip bir adam,” demez miyiz? Deriz tabi. Çünkü alışılmadık bir durumdur. İşte bu yüzden erkekler kadınları zor anlarlar. Onlar biraz “höt höt” yapılı varlıklar oldukları için dıştan duyarlı görünseler bile özlerinde bu özellik vardır ve yeri geldiğinde hemen kullanırlar. En efendisi, medenisi, eğitimlisi bile damarına basıldığında bu yüzünü gösterir. Gerçi şimdi diyeceksiniz ki kadınların içinde yok mu “höt höt” tipler? Var ama erkeklerle kıyaslandığında devede kulak kalır. Şimdi bu durumda nasıl beklersiniz “höt höt” bir adamın, ince ruhlu, zarif, narin bir kadını anlamasını? Bu biraz hayalcilik olmaz mı? Ama şunu da vurgulamak gerekir. Erkekler kadın ruhunu anlamak için uğraş vermişlerdir. Özellikle sanatçı erkekler. Onlar bunu başarabilen en önemli kesimdir. Bir de kişisel gelişimini kemale erdirenler kadını iyi anlar. Dedim ya her iki cins farklı özelliklerle yaratılmış. Birbirlerini tam anlamaları zor…

O zaman yapılacak tek şey, karşılıklı saygı ve anlayışla, dengeli olarak kabullenmektir. Yoksa sorun devam eder. Kavga, gürültü eksik olmaz. Zaten bunlarla ezilen taraf, narin yapılı kadın ruhudur. Bence erkeği yöneten taraf olan kadının, bu durumu da kendisi çözmelidir. “Şu erkekler bizi niye hiç anlamıyor,” demek yerine, “ onların bizi anlaması mümkün değil, iyisi mi biz idare edelim.” demesi gerekir. Aksi takdirde kadın kendini boş yere üzer.

Sevgiyle kalın.

Şadan HERGÜNER

KADIN DA ALDATIR

  • Yazılma Tarihi Ağustos 8, 2010 / 10:20

Bu Pazar konumuz; kadının aldatma nedeni. Ama ben diyorum ki yine önce bir fıkrayı size aktarayım, ardından konuyla ilgili yorumlarımı yazayım.

AGOP VE ELENİ

Agop ile Eleni evlenmişler ve cicim ayları bittikten sonra Agop eve gelip koltuğuna kurulur kurulmaz, gazeteyi yüzüne çekip Eleni’yle hiç ilgilenmez olmuş.

Günlerden bir gün Eleni Agop’tan ilgi beklentisi ile;

- Bre Agoppp! Mutfağın penceresi bozuldu, yaparsiinnn?

Agop, gazeteyi yüzünden indirmiş, gayet sinirli bir şekilde;

- Niye, ben pencereciii?

Ertesi gün Eleni yine ilgi görmek umuduyla,

- Bre Agoppp, mutfağın musluğu bozuldu yaparsiinnn?

- Niye, ben muslukçiii?

Bir sonraki gün,

- Bre agoppp, tuvaletin sifoni bozuldu, yaparsiinn?

- Niye, ben pokçii?

Ertesi gün eve gelen Agop bir bakar herşey tamir edilmiş!

- Kuzum Eleni, bunları sen yaptinn?

- Yoo…

- Eee, kim yaptı peki ?

- Bilirsin, kapıcı Carlos’un bende gözi vardır, yaparsin? dedim, o da dedi “Yapariim, ama bir şartla.”

Agop merak içinde sorar,

- Neymis?

-Eee, dedi bana, “Ya benimle yatarsin, yada bir pasta yaparsin!”

Agop rahatlar,

- Peki kuzum, ne pastası yaptin?’

Eleni sinirlenir;

- Niye ben pastaciii?

Ahh, benim garibim Eleni, Agop’u aldatmasın da ne yapsın?

Evet, kadın da aldatır ama erkeğin nedenleri ile değil. Kadın kocasından ilgi görmüyorsa, erkek için değerli olduğunu hissetmiyorsa, sahiplenilmiyorsa bu yüzden kendini güvensiz hissediyorsa aldatır. İyi giden bir evliliği olduğu halde eşi onu aldattıysa intikam almak için aldatır. Ama bu durum psikolojik bozukluk ve depresyon gibi sorunları beraberinde getirebilir. Çünkü kadın sadece macera olsun diye aldatmaz.

Evlilik uzmanları şunu söylüyor: Kötü bir evliliği olan kadın, başka erkek bulma isteğiyle de aldatır. Bu tarz aldatmalarda kadın durduk yerde kendini maceraya atmaz. Eşinden memnun değildir, onu maddi manevi yetersiz buluyordur. Bu sebeple başka bir erkeği garantilemek ister. Boşanmadan yeni bir olay yaşayacağım diyerek bunun altyapısını hazırlar. Dolayısıyla aldatır ve eski eşiyle boşanır. Yenisiyle evlenir ya da beraber yaşar. Sadece hormonel nedenlerle aldatan, farklı cinsel paylaşımlar yaşamak isteyen kadın sayısı yüksek değildir. Kadın severse, aşık olursa, yapısı gereği iki eşliliği kabul etmez, birine bağlı olmak ister. Garanti altına almak istemesi, ait olma duygusuyla hareket ettiği içindir. Eğer eşiyle arası bozuksa, evlilik kağıt üzerinde sürüyorsa bir garantör arar. Gerek duygusal, gerek ekonomik nedenler. Dolayısıyla o garantiyi bulduktan sonra birincisinden boşanır. Bu aldatma mıdır değil midir, tartışılır. Daha çok bitmiş bir evliliğin sürecini hızlandırmak için destek arayışıdır.

Fiziksel aldatmalar çok can yakar ama bence asıl acı olan çiftlerin birbirini farklı konulardaki yalanları, gizlilikleri ile aldatmalarıdır. Kendilerini saklamaları, açık olmamaları ve arkaları sıra oyunlar çevirmeleridir. Kimsenin kimseyi aldatmadığı ilişkiler diliyorum.

Sevgiyle kalın.

Şadan HERGÜNER

ÇAPKINLAR KULÜBÜ

  • Yazılma Tarihi Ağustos 1, 2010 / 11:17

Pazar eğlencesi olsun diye bir fıkrayı sizlerle paylaşmak istedim. Biraz gülmek için. Ardından da kendi yorumumu sizlere ileteceğim.

İKİ KADIN

Ölüm sonrası yaşamda iki kadın karşilaşir ve konuşmaya başlarlar.

- Selam, benim adım Wanda.
- Selam, benimki de Slyvia, sen nasıl öldün?
- Donarak öldüm.
- Ne kadar korkunç.
- Yok, o kadar kötü değildi, soğuktan titremem geçince ısınmaya başladım ve uyku bastı, sonunda huzur dolu bir ölüm.
- Peki, sen nasıl öldün?
- Ağır bir kalp krizi geçirdim. Kocamın beni aldattığını sandım, onu iş üstünde yakalamak için eve erken geldim, fakat evde tek başina televizyon seyreder halde buldum.
- Sonra ne oldu?
- Kesinlikle evde başka bir kadının olduğundan emindim, bütün evi aramaya başladım. Çatiyi, yatakların altını her yeri aradım fakat bulamadım. Ararken aşirı yorulmuşum, kalp krizi geçirdim ve öldüm.
- Ah be güzelim bir de derin dondurucuya baksaydın, şu anda ikimiz de yaşiyor olacaktık…

Ah şu çapkin erkekler. Uçkurlarına sahip olamadıkları için kadınları ne zor durumlarda bırakıyorlar. Erkek milletine hiç güven olmaz. Hele de gözü sürekli farklı hatunlarda olanlarına… Bu türün dizginlerini ne kadar sıkı tutsanız da yapacaklarından geri kalmazlar. O nedenle kadınların seçtikleri erkekleri evlenmeden önce sıkı bir testten geçirmeleri lazım. “Aman nasılsa evlendikten sonra düzene girer” diye düşünmek çok yanlıştır, çünkü değişmezler. İyisi mi çapkinlik kokusu alıyorsanız bir erketen, hiç hayatınıza sokmayın.

Erkekler tek eşli olamazlar, bu doğalarına ters gibi açıklamalar yapılsa da pek inandırıcı gelmiyor bana. Eşlerine sadık kalanlar nasıl beceriyor bu işi? Bana göre çapkinliktan vazgeçemeyen erkeklerin evlenmemeleri gerek. Bekar kalsınlar ve ne istiyorlarsa yapsınlar. Ne diye evlenip de bir kadının canını yakıyorlar.

Bu arada geçen gün radyo programımda kullandığım bir araştırma haberinde, yaz mevsiminde aldatmaların artığını ögrendim. Nedenine gelince; yazın iş yerlerinde ve çevrede açık kıyafet giyenler fazlalaştığı için aldatma eylemi de artıyormuş. Bu durumda bir an önce havaların soğumasını, kat kat giyinmeyi beklemekten başka çare kalmıyor galiba.

Keyifli bir Pazar günü dileklerimle, sevgiyle kalın.

Şadan Hergüner

KADINLAR İLGİ ARSIZI ERKEKLER İLGİ YOKSUNU

  • Yazılma Tarihi Temmuz 25, 2010 / 15:33

Yok mudur bu işin bir orta yolu? Yok gibi görünüyor çünkü kadınlar bu durumdan hep şikayetçi. Peki, neden erkekler bu şikâyetleri bildikleri halde kendilerine çeki düzen vermezler? Şimdi işlerine gelmiyor diyeceğim ama pek bilimsel bir bakış açısı olmayacak.

Erkeklerin ilgi yoksunu olması doğaları gereği aslında. Onların DNA yapıları biz kadınlardan farklı! İlgilerini göstermek üzere programlanmamışlar. Erkekler için önemli olan birlikte olduğu, değer verdiği kadını sahiplenmek, korumak ve onun için gereken şeyleri kusursuzca yapabilmektir. Tabi ilgisini yoğun olarak gösteren beyler de vardır ama istisnalar kaideyi bozmaz. Bir kısım erkekler ise aşırı kıskanç yapıları gereği ister istemez kadınına karşı ilgilidirler fakat bunlar da kaideyi bozmaz.

Kadınlar, erkeklerin aksine ilgi görmeyi erkek tarafından önemsenmeyle eş tutar. Onlarca ilgi yoksa, erkek başka diyarlarda dolaşıyor olabilir. Kadını önemsemiyor, yok sayıyordur. Gerçi kadınların böyle düşünmeleri çok doğal… Sevildiğini ve önemsendiğini anlamanın en güzel yollarındandır ilgi görmek. Jestlerle karşılaşmak. Ara sıra, “Canım sen benim için çok değerlisin, bugün senin için bak ne yaptım?” gibi cümleler duymak. Hangi kadın istemez ki? Ama ilgisini göstermeyen her erkek, kadını önemsemiyor demek değildir. Bunu da bilmek gerek.

Dedim ya, erkekler ilgi göstermek üzere yaratılmamışlar. Bu iş onlar için zor hatta angarya gibi. Onlar ilgi gösterme işini sadece ilişkinin başındayken yaparlar. İşler yoluna girince bu yükümlülükten kendilerini azat ederler. Artık önemli olan hayatındaki kadını sahiplenmek, korumak ve kollamaktır. İhtiyaçlarını karşılamak ve rahat olmasını sağlamaktır. Bunlar yapılıyorsa görev yerine gelmiş demektir. Gerisi boştur.

Ben diyorum ki; ilgi konusunda bir uzlaşma yolu var. Kadınlar ilgi arsızlığını yarıya indirse, erkekler vurdumduymazlıktan vazgeçip biraz anlayışla ilgi göstermek için kendilerini zorlarlarsa bu iş çözüme ulaşır. Azıcık sana, birazcık bana yöntemi işi halledecektir. Yani gerekli olan, biraz hoşgörü ve anlayış! Haksız mıyım, siz ne dersiniz?

Sevgiyle ve ilgiyle kalın.

Şadan Hergüner

ERKEKLERİN HATIRLAYAMADIKLARI ÖZEL GÜNLER

  • Yazılma Tarihi Temmuz 20, 2010 / 20:30

Kadınların karşı cinsle ilişkilerinde en sinir olduğu konulardan biri erkeklerin önemli günleri unutmalarıdır. Evlilik yıldönümü, doğum günü, birliktelik yıldönümü gibi tarihleri erkekler ne hikmetse es geçerler…

Bu durum tüm erkekler için geçerli olmamakla birlikte çoğunluk için böyledir. Zeki olanları imkân varsa bunları hatırlatacak alarmlar bulurlar. Sekreterler, asistanlar bu tarihleri onlar için takip eder. Eee artık telefonların bile hatırlatma bölümleri var. Ama bunları bile organize etmeyi unutan erkekler mevcuttur. Ha, bu işlerle hiç uğraşmam, racona ters diyen maçoları zaten liste dışı tutuyorum.

Biz kadınlar ise tam tersiyiz. Özel günleri pek bir önemseriz. Jestler hazırlarız, hediyeler alırız, özel kutlamalar planlarız. Doğal olarak sevdiğimiz adamdan da aynı hareketi bekleriz. Bekleriz de neredeeee? Son anda hatırlarsa öp de başına koy diye avunuruz. Kadınlar kadar özel günleri önemseyen erkek sayısı ne yazık ki azdır. Önemseyenler de zaten konunun hakkını tam olarak verirler. Aaa bu arada, eşinin ya da sevgilisinin şerrinden korktuğu için metazori olarak unutamayanlar var. Allah korusun, bir unutursa başına gelecekleri bilir bunlar. Kırk satır mı, kırk katır mı? Eh artık Allah ne verdiyse…

Erkeklerin özel günleri unutmaları kadınları sinirlendirip üzdüğü için uzmanlar oturup bu konuyu araştırmışlar. Ve sonunda bakın ne bulmuşlar: Erkekler kadınlardan daha unutkanmış yani hafızaları zayıfmış. Ay bu satırları yazarken “Acaba araştırmayı sadece erkek bilim insanları mı yaptı?” diye içimden geçirmedim değil. İşin şakası bir yana gerçekten bir araştırma yapılmış ama kadınlar sinir oluyor diye yapılmamış tabi…

Geçtiğimiz günlerde yayınlanan araştırma haberinden kısa bir alıntı aktarayım sizlere. “Cambridge Üniversitesi tarafından yapılan araştırma, kadınların hafızasının erkeklerden daha güçlü olduğunu gösterdi.

Yaşları 48 ile 90 arasında değişen 4 bin 500 kişinin hafızasını ölçmeye yönelik bir dizi test yapan bilim insanları, testlerde kadınların erkeklere nazaran ortalama 5,9 daha az hata yaptığını gözlemledi.

Bilim insanları, test sonuçlarının bir cinsiyetin diğerine göre üstünlüğünü göstermeyi değil, Alzheimer gibi hastalıkların belirtilerinin tespit edilmesine yardımcı olmayı amaçladığını da vurguladı.”

Sanıyorum kadınlar artık erkeklere karşı bu konuda biraz hoşgörülü olabilirler. Ne de olsa bizlerden daha güçsüz hafızalara sahiplermiş. Ama eminim araştırma haberini okuyan erkekler şimdi bu durumu iyi bir mazeret olarak kullanacaklardır.

Bana sorarsanız, ben hiç mazeret kabul etmem. Unutuyorlarsa, hatırlatacak ayarlamalar yapsınlar derim. O kadar da zor değil çünkü. Yeter ki istesinler! Bu, karşısındaki kadına verdiği önemle de örtüşen bir tavırdır. Unutuyorum deyip geçmek mazeret olmamalı derim.

Sevgiyle kalın.

Şadan Hergüner

ELİNİN HAMURUYLA ERKEK İŞİNE KARIŞMAK

  • Yazılma Tarihi Ocak 25, 2010 / 20:40

Aman efendim ne haddimize. Yapar mıyız öyle hatalar? Sonra başımıza bilmediğimiz işler açılıverir. Biz ne anlarız erkek işinden. Aklımız ermez. Kadın kısmının aklı kıttır. Anlamazlar öyle güç işlerden. Kadın dediğin, haddini bilmelidir. Yoksa haddini bildirecek bir erkek karşısına dikiliverir. Hele de kadın biraz dik başlıysa vay haline.
Ne yazık ki bu inanç, toplumun büyük bir bölümünde geçerliliğini sürdürmekte. Büyük şehirlerimizde bile bu kadar katı olmasa da kadını sınırlar içinde tutmak isteyen erkek sayısı azımsanmayacak kadar fazla. Ben de bu konunun altını biraz çizeyim istedim.
Şimdi biliyorsunuz kadınlar çalışma hayatının içinde yoğun bir şekilde yer alıyor. Evlerin, ofislerin temizlenmesinden tutun, çocuk bakımına ya da devlet dairelerinden tutun bir şirketin üst düzey yönetimine ve milletvekili olmaya kadar geniş bir yelpazede çalışıyorlar. Ha birde tarlada, bağda, bahçede çalışan kadınlarımız var. Yani eğitimlisi, eğitimsizi hepsi bir işin ucunda uğraş veriyor. Bunun yanında evinde de çalışıyor. Çocuk bakıyor, ev işi yapıyor yani çalışıyor da çalışıyor. Kadının yapmadığı iş yok gibi nerdeyse. Astronot olarak da çalışıyor, mühendis olarak da çalışıyor hata bir ülkeyi de yönetebiliyor. Yani erkeğin yaptığı her işi yapabiliyor. Yeri geliyor erkekten çok daha fazla çalışıp kendini yıpratıyor. O narin, ince yapısına rağmen yüklenebildiği kadar iş yükleniyor. Peki neden hala kısıtlanmaya, önü kesilmeye çalışılıyor? Neden, mecliste yeterince kadın milletvekili olmuyor da göstermelik bir sayı ile göz boyanıyor? Neden boyalı magazin basınına bolca malzeme yapılan kadın, önemli mevkiler ya da görevler söz konusu olduğunda haksızlığa uğruyor?
Hiç işin bu yanını düşünüp kafa yoruyor musunuz? Bence düşünmelisiniz. Yani tabi ki düşünenler var da ben hiç oralı olmayanlar için söylüyorum. Boyalı basında sıkça yer alan kadınlar sanki kullanıldıklarının farkında değiller. Olsalar bile kazançları artığı için umursamıyorlar. Oysa zaman geliyor, her şeyleri deşifre oluyor ve ağır bedeller ödemek zorunda kalıyorlar. Yani kadın, kadın olma özelliği ile bir takım güçler tarafından sürekli kullanılıyor. Ne acı değil mi? Ama ne yazık ki alan memnun satan memnun.
Bunun yanında emek veren, didinen, kendine sosyal hayatta ve iş yaşamında bir yer edinmeye çalışan, yönetime katkı vermek için çırpınan kadının da önü kesiliyor. Bazen göz göre göre, bazen de hiç belli etmeden. Ama bu iş çok akıllıca, stratejik olarak yapılıyor. Her zaman kadınların ağzına bir parmak bal çalmayı bilen insanlar, göstermelik haklar vererek, bildiklerini okumaya devam ediyorlar.
Anadolu ise başka bir boyut. Kadın eziliyor, horlanıyor, töre cinayetlerine kurban ediliyor. Kız çocukları okula gönderilmiyor, küçük yaşta parayla satılıp evlendiriliyor. Bir kısır döngüdür sürüp gidiyor.
Yetiştirme yurtlarındaki kız çocuklarına türlü pislikler yapılıyor. Oradan kaçan kızlar bu kez farklı bataklıkların içine düşüyor. Ve yine erkekler bu çocukların üzerinden para kazanıyorlar. Yalnız onların mı? Bu bataklığa düşen onca kadının üzerinden de para kazanıyorlar. Peki bu kızları, kadınları buralara düşüren kimlerdir? Onlara her tür pisliği yapan erkekler. Acıması olmayan, kolay para kazanma derdinde olan, elinin hamuruyla erkek işine kalkışırsa başına bu gelir diyen erkekler tabii ki!
Görüldüğü gibi kadın, pek çok yönden sınırlanmış durumda. Neyse ki, kadına gerçekten değer veren, kadının da bir adı olduğunu söyleyen erkekler var da durum iyice çıkmaza girmiyor. Benim dileğim kadınlara hakkını teslim edecek erkeklerin sayısının hızla artması. Çıkarların değil, hakların ön planda olması.
Bütün yüreğimle, hem kadınların hem de erkeklerin haklarının yenmediği bir topluma kavuşmayı diliyorum. Ne zaman, nasıl olur, görebilir miyim bilmiyorum ama yine de diliyorum.

Şadan Hergüner