You are currently browsing the İletişim category
Gösterilen 1 - 8 / 18 yazıdan.

TACİZCİLERİMİZ

  • Yazılma Tarihi Mart 28, 2012 / 20:38
D1LOEMCAIYLHJWCAG48ATLCAMK61EICAWH6KIPCA5AJ30GCAS8WQFOCAWXJM7MCAHONEFZCAT670UUCAOZ8VDWCAE3SOGVCA7C39GWCAC51T1KCAVTK042CAAGELGMCAVE0LG1CAD0F4VFCABS1LUPCA6AXFPN

Taciz, hepimizin başına bir biçimde gelmiştir. Nedir anlamı? En öz açıklamasıyla bezdirmektir. Bir kişinin diğerinin haklarını hiçe sayarak rahatsız etmesidir. Tacizin, yapıldığı şekle ve konuma göre çeşitleri vardır. Cinsel, sosyal, sözel, psikolojik, ekonomik, fiziksel gibi… Şimdi tek tek bunları açıklamayacağım çünkü hepimiz ne olduklarını biliyoruz. Hepsiyle ya da bazılarıyla yaşam boyu birkaç kez karşılaşıyoruz. Yani tacizcilerimiz her daim iş başında. Kadınlar bu konuda baştan kaybediyorlar. Tacizden nasiplerini, erkeklere oranla daha bol alıyorlar. Üstelik her çeşidiyle! En basitinden cinsel tacizi fiziksel olarak görmese de sözel olarak, iş yeri dâhil her yerde görüyorlar. Aile içinde anne ve babamız en azından kıyaslar yaparak…

BAŞKALARINA BAĞIMLI YAŞAMAK

  • Yazılma Tarihi Şubat 15, 2012 / 18:01
JACENKCA5FDDGNCARJE0ZVCA5P6IEJCA6IF6I8CAL0RYJFCAROKZAKCA6GBI0ZCAEVBA1RCA2BRGU6CAH0WACXCAN8ZIZZCAZ6O2P4CAM901CACA1UHIAECA4B8DYXCALOUS69CA5UTF8RCADGGC03CAMBVHSN

Başkalarına ya da bir şeylere bağımlı yaşamak, insanın kendisine yapacağı en büyük kötülüktür. Başkalarına ve onların yargılarına bağımlı olmaktan kötüsü yoktur. Günümüzde insanlar birilerine bağımlı olmanın yanında bazı alışkanlıklara, maddelere de bağımlı olarak yaşıyorlar. Bu durum sağlıklı olmamızı, kendimizi gerçekten huzurlu ve dengeli hissetmemizi engelliyor. Kısacası her anlamda bağımlılık, insan için ciddi bir hastalıktır. Başka birilerinin değerlerine, yargılarına, isteklerine ve yardımlarına bağımlı olursak, “biz” olamayız. Kendimize, yeteneklerimize güven duyamayız. Her zaman başkalarının daha iyi fikirleri olduğuna inanır, kendimizi küçük görürüz. Bağımlı olduğumuz insanların bizi korumasını hatta yönetmesini isteriz. Yalnız kaldığımızda korkak ve rahatsız oluruz. Ayrılık acılarına katlanamayız. İlişkide olduğumuz insanı…

HAYATI FAYDASIZ TEKRARLARLA YAŞAMA

  • Yazılma Tarihi Ocak 29, 2012 / 16:12

Geçmişi temizleki, geleceğin kararmasın.

Hayatımızdaki aynı döngüden şikâyet eder dururuz. “Yaşamımda her şey tekrar ediyor, bir kısır döngüdür gidiyor,” diye dertleniriz. Bu şikâyeti yaparken, hep dünyayı suçlar ve başkalarının bizi incittiğine, felaketler yaşattıklarına inanırız. Bu inanca sahip insanlar, aynı olumsuzlukları tekrarlar şeklinde yaşamaya devam ederler. Ne acıdır ki, bu kısır döngüye sıkışan insanların gerçek bir geleceği olamaz; yalnızca tekrar tekrar yaşadığı bir geçmişi olur.

Hayatımız, faydasız tekrarlarla devam eder duruma geldiyse bunun suçlusu kimdir? Yaşamın getirdikleri mi, başka insanlar mı? Eğer biraz, farkına varma eylemimizi artırırsak bunun suçlusunun kendimiz olduğunu anlarız. Sorunun kendinde olduğunu anlamayan insanlar, çözümü başkalarının huzurunu bozmakta ya da yaşamı kendilerine zehir etmekte bulurlar.

Sürekli dırdırlarla en yakın çevrelerinden başlayıp, başka insanları suçlayarak mutsuz ederler, huzur kaçırırlar. Tabi, kendi huzurları da kalmaz. Oysa şöyle geçmişlerine tarafsız bir gözle bakmayı ve incelemeyi deneseler, hayatlarının hep aynı hataları tekrarlamaktan oluştuğunu anlayacaklar. Doğal olarak gelecekleri de aynı hataları tekrarlamaktan oluşacak.

Hayatımızda hatalar olacaktır. Onlar; başarıya, mutluluğa ve huzura giden yolda deneyimler kazanmamızı sağlayan küçük sendelemelerdir. Yeter ki, hatalarımızı tekrarlamak yerine ders alma becerimizi geliştirelim. Hata yaptığımız konulara yaklaşımlarımızı değiştirerek yönelelim. Sonunda bizim için en iyi olana ulaşacağımıza inanalım.

Olaylara, sorunlara yaklaşımlarımızı değiştirmek yerine, başkalarını ve hayatı suçlamak yapacağımız en büyük yanlıştır. Biz dünyaya ne verirsek o da bize aynısını verir. Agresif ve suçlayıcı olursak, başkaları da bize böyle yaklaşır. Ama yapıcı ve olumlu olursak başkalarından da bu tarz tutumlar görürüz.

Geleceğimize ayna tutacaksa önce geçmişimizi temizlemeliyiz. Yapacağımız bir iç hesaplaşmayla geçmişimizde bizi bağlayan ne korkumuz, yanlışımız varsa onlardan arınmalıyız. Elimizi kolumuzu bağlayan boş inanç ve ön yargılardan kurtulmalıyız. Kendimizi affetmeli, geleceğimize temiz bir sayfayla yeniden başlamalıyız. Bunları yaptıktan sonra bir daha asla “keşke” demeden emin adımlarla hedefimize adanmalıyız. Hayatı faydasız tekrarlarla yaşamaktan vazgeçmeliyiz.

Şadan HERGÜNER

GEÇMİŞE TAKILI YAŞAMAK

  • Yazılma Tarihi Aralık 29, 2011 / 20:34
I01F83CAEYT5VBCAJJD0MNCA5IFJCTCAAMOQ11CA80SORXCAHVB6M1CA98SG0FCA1J3K7DCATBD225CAC4JGJRCAFFEALYCAYF8TH4CA9SRLTLCA1AH0U1CA1AC7RHCA2G35LSCAG0BOC1CAL678C8CAGN2CE8

Bazı insanlar için geçmiş ( mazi) çok önemlidir. Hatta öyle ki sanki mazide yaşarlar. Anılar, hatalar, başarılar, sevinçler, hüzünler aynı tazeliğini korur onlar için. Bazen geçmişleriyle övünür, bazen de yerinirler. “Keşke” dedikleri bir dolu yaşanmışlıkları vardır. “Keşke öyle yapmasaydım.” “Keşke o öleceğine ben ölseydim.” “Keşke daha hoşgörülü ve anlayışlı olsaydım.” Ne yazık ki, keşke ile başlayan cümleler insanı çıkmazdan başka bir yere götürmez. Gereksiz bir tekrarla hayatı zindan etmekten başka bir şey değildir. İçimizde negatif duyguların artmasına, huzursuz ve mutsuz olmaya yarar sadece. Keşke dediklerimizi geçmişte bırakıp, günümüzde aynı hatalara düşmemek en doğru olandır. Geçmiş, deneyimler kazandığımız yaşam kesitidir. Hatalar…

YENİDEN DOĞMAK

  • Yazılma Tarihi Kasım 22, 2011 / 23:32
images

Yeniden Doğmak; fiziki anlamda olası olmayan bu durum, mecazi anlamda hayatımızda yer alır bazen. Büyük bir sıkıntıdan kurtulduğumuzda, tehlikeli anlardan paçayı sıyırdığımızda, ciddi bir hastalık atlattığımızda hep demez miyiz, “sanki yeniden doğdum” diye? İşte böyle hissettiğimiz zamanlar, bizi o güçlüğün içine sokan etkenlerden uzak durmak için sözler veririz kendimize. “Artık sağlığıma dikkat edeceğim, kendimi boş yere üzmeyeceğim, ilişkilerimde özenli olacağım, trafikte daha da dikkatli olacağım.” Çünkü böyle anlarda hayat bize yeniden bahşedilmiş gibi gelir. Peki, yeniden doğmuş gibi olmak için sadece bu tür olaylar mı yaşamak gereklidir? İnsanın kendini ölmeden öldürmesi, yenilemesi mümkün değil midir? Mümkündür elbet. Yeni bir anın…

DEĞİŞİMLERE DİRENMEK HATADIR

  • Yazılma Tarihi Kasım 15, 2011 / 23:31
4KNLY1CAHMVD44CALEYMDQCAVBRDE1CA6EFS2PCAQDXEGNCA42C7GUCA93CJNNCA69AJ27CA9ZV1EVCA0V2JAOCAQSSM55CA79079LCAISGRB3CANQ0TKOCAT6PENBCAAUETVTCAQD2MPCCA8ZJ2C2CA42X877

İnsanoğlunun yapısında vardır kendini güvende hissetme gereksinimi. Her insanın en güvenli sığınağı, durumu başkadır. Güvende olma isteği bazen yenilikleri, değişimleri, farklılığı kabullenmemeyi de beraberinde getirebilir. Kimi insan için yenilik ve değişim bilinmeyendir. Bu bilinmeyene kendini teslim etmek, kişiye güvensiz gelebilir. Bu nedenle değişime direnç gösterebilir. “Olduğu gibi kalmak, bilinmeyenden daha güvenlidir” diye düşünebilir. Ne de olsa şu andaki konum doğrusu ve yanlışıyla, kolayı ve zoruyla kanıksanmıştır. Şimdi yeni bir maceraya atılmanın gereği yoktur. Sonucunun ne olacağı bilinmeyen bir değişim, bu tarz düşünen insanları korkutur. Güzel bir söz vardır bizde: “Korkunun ecele faydası yoktur.” Korkmak, çözümsüz kalmaktır. Elini, kolunu bağlayıp beklemektir.…

ÖNYARGILI YAKLAŞIMLAR

  • Yazılma Tarihi Mayıs 28, 2011 / 11:14
images[29]

Bir bilgeye sormuşlar: “Dünyada en çok kimi seversin?” “Terzimi severim.” diye cevap vermiş. Soruyu soranlar şaşırmışlar. “Aman üstad! Dünyada sevecek o kadar kimse varken, terzi de kim oluyor? O da nereden çıktı şimdi? Neden terzi? Demişler. Bilge, bu soruya şu yanıtı vermiş: “Evet dostlarım, ben terzimi severim. Çünkü ona her gittiğimde, benim ölçümü yeniden alır. Ama ötekiler öyle değildir. Bir kez benim hakkımda karar verirler; ölünceye kadar da, beni hep aynı kalıpla ve aynı gözlerle görürler.” Önyargılı bakış açı ve yaklaşım bu kıssadan hissede olduğu gibidir. Birileri hakkında tam ayrıntılı bilgi sahibi olmadan ona bir biçim yakıştırmaktır. Ya da kişiyle…

EĞİTİMLİ İNSANIN ÖZELLİKLERİ

  • Yazılma Tarihi Nisan 28, 2011 / 11:40
images[99]

Konfüçyüs der ki, eğitimli insanların dokuz düşüncesi vardır. 1- Baktıklarında berrak görmeyi düşünürler. 2- Dinlediklerinde iyi duymayı düşünürler. 3- Sıcak bir görünüşe sahip olmayı düşünürler. 4- Davranışlarında saygılı olmayı düşünürler. 5- Konuşmalarında doğru olmayı düşünürler. 6- Kuşkuya düştüklerinde soruları nasıl soracaklarını düşünürler. 7- Öfkelendiklerinde, sorunları düşünürler. 8- İşlerinde ciddi olmayı düşünürler. 9- Kazancı gördüklerinde, adaleti düşünürler. Bu düşünceler insan olmanın en önemli özellikleri. Verimli, huzurlu, dengeli ve sağduyulu insan, bu özellikleri taşıyan insandır. Etkili ve kaliteli iletişim kurmanın özü de bu özelliklere bağlıdır. İnsan gibi insan olmak sadece öğretimle gerçekleşmez. Eğitim şarttır. Aile içi eğitim ve kişinin kendini geliştirmesi için…