You are currently browsing the Kişisel Gelişim category
Gösterilen 1 - 8 / 28 yazıdan.

SAĞLIKLI YAŞAM İÇİN ALTIN ÖĞÜTLER

  • Yazılma Tarihi Mayıs 18, 2012 / 20:25
7SZ10HCAIK9CSECAW77XQ2CALSVRV4CAN7NGRRCAS1023JCA76S86MCAUB8F29CA0HSQYGCAJLROZOCAJ0CL9WCAN3SLLRCABVRCVMCAOVL015CAR8UXUUCAA57FUBCABWHNP8CAND74WNCA9ZZRU8CAR0TRPF

Sağlıklı bir yaşam istiyorsanız, aşağıda sizler için derlediğim önerilere kulak verin lütfen. Eğer hastalanmak istemiyorsanız bunları yapmalısınız. Duygularınızı Anlatın. Gizlenen, bastırılan duygular gastrit, ülser, bel ve omurilik ağrıları gibi hastalıklara yol açar. Duyguların bastırılması zaman içinde kanser oluşumuna neden olur. Öyleyse, özelimizi, sırlarımızı ve hatalarımızı birileriyle paylaşmalıyız! Sohbet, konuşmak, söz çok güçlü bir tedavi aracı ve mükemmel bir terapidir! Karar Verin, Kararsız Olmayın. Kararsız olan kişi şüphe, endişe ve ıstırap içinde olur. Kararsızlık, sorunların, endişelerin ve çatışmaların birikmesine neden olur. İnsanlık tarihini verilmiş kararlar oluşturur. Karar vermek, vazgeçmeyi ve bazı avantajları kaybetmeyi bilmek ancak daha sonra başkalarını kazanmaktır. Kararsız kişiler…

“O kadar Mutluyum ki, Utanıyorum” Voltaire

  • Yazılma Tarihi Nisan 2, 2012 / 10:06
250px-Voltaire

Sevgili okurlar, sizlerle paylaşacağım yazı bana elektronik postayla geldi. Çok beğendiğim için yayınlamak istedim. Sizlere de ışık tutacağından eminim. Fransız düşünürü Voltaire (1694–1778), neredeyse bütün hayatı boyunca ya hastaydı ya hastalık hastası. 41 yaşında bir arkadaşına yazdığı mektupta ‘gene’ hastalandığından şikâyet etti ve ‘Birkaç yıllık ömrüm kaldı’ dedi. Voltaire, bu mektubu bitirdikten 43 yıl sonra öldü. Her Allah’ın günü bir şeyin kanser yaptığı veya kansere iyi geldiğinin açıklandığı bir dünyada yaşıyoruz. Sıska, sıkı ve sağlıklı yaşamak neredeyse din haline geldi. Voltaire, kolesterol, trigliserit, AIDS ve kuş gribinin bilinmediği çağların adamıdır. Bir şeyleri doğru yapmış olmalıydı ki, insanların genellikle kırkına gelmeden…

BAŞKALARINA BAĞIMLI YAŞAMAK

  • Yazılma Tarihi Şubat 15, 2012 / 18:01
JACENKCA5FDDGNCARJE0ZVCA5P6IEJCA6IF6I8CAL0RYJFCAROKZAKCA6GBI0ZCAEVBA1RCA2BRGU6CAH0WACXCAN8ZIZZCAZ6O2P4CAM901CACA1UHIAECA4B8DYXCALOUS69CA5UTF8RCADGGC03CAMBVHSN

Başkalarına ya da bir şeylere bağımlı yaşamak, insanın kendisine yapacağı en büyük kötülüktür. Başkalarına ve onların yargılarına bağımlı olmaktan kötüsü yoktur. Günümüzde insanlar birilerine bağımlı olmanın yanında bazı alışkanlıklara, maddelere de bağımlı olarak yaşıyorlar. Bu durum sağlıklı olmamızı, kendimizi gerçekten huzurlu ve dengeli hissetmemizi engelliyor. Kısacası her anlamda bağımlılık, insan için ciddi bir hastalıktır. Başka birilerinin değerlerine, yargılarına, isteklerine ve yardımlarına bağımlı olursak, “biz” olamayız. Kendimize, yeteneklerimize güven duyamayız. Her zaman başkalarının daha iyi fikirleri olduğuna inanır, kendimizi küçük görürüz. Bağımlı olduğumuz insanların bizi korumasını hatta yönetmesini isteriz. Yalnız kaldığımızda korkak ve rahatsız oluruz. Ayrılık acılarına katlanamayız. İlişkide olduğumuz insanı…

HAYATI FAYDASIZ TEKRARLARLA YAŞAMA

  • Yazılma Tarihi Ocak 29, 2012 / 16:12

Geçmişi temizleki, geleceğin kararmasın.

Hayatımızdaki aynı döngüden şikâyet eder dururuz. “Yaşamımda her şey tekrar ediyor, bir kısır döngüdür gidiyor,” diye dertleniriz. Bu şikâyeti yaparken, hep dünyayı suçlar ve başkalarının bizi incittiğine, felaketler yaşattıklarına inanırız. Bu inanca sahip insanlar, aynı olumsuzlukları tekrarlar şeklinde yaşamaya devam ederler. Ne acıdır ki, bu kısır döngüye sıkışan insanların gerçek bir geleceği olamaz; yalnızca tekrar tekrar yaşadığı bir geçmişi olur.

Hayatımız, faydasız tekrarlarla devam eder duruma geldiyse bunun suçlusu kimdir? Yaşamın getirdikleri mi, başka insanlar mı? Eğer biraz, farkına varma eylemimizi artırırsak bunun suçlusunun kendimiz olduğunu anlarız. Sorunun kendinde olduğunu anlamayan insanlar, çözümü başkalarının huzurunu bozmakta ya da yaşamı kendilerine zehir etmekte bulurlar.

Sürekli dırdırlarla en yakın çevrelerinden başlayıp, başka insanları suçlayarak mutsuz ederler, huzur kaçırırlar. Tabi, kendi huzurları da kalmaz. Oysa şöyle geçmişlerine tarafsız bir gözle bakmayı ve incelemeyi deneseler, hayatlarının hep aynı hataları tekrarlamaktan oluştuğunu anlayacaklar. Doğal olarak gelecekleri de aynı hataları tekrarlamaktan oluşacak.

Hayatımızda hatalar olacaktır. Onlar; başarıya, mutluluğa ve huzura giden yolda deneyimler kazanmamızı sağlayan küçük sendelemelerdir. Yeter ki, hatalarımızı tekrarlamak yerine ders alma becerimizi geliştirelim. Hata yaptığımız konulara yaklaşımlarımızı değiştirerek yönelelim. Sonunda bizim için en iyi olana ulaşacağımıza inanalım.

Olaylara, sorunlara yaklaşımlarımızı değiştirmek yerine, başkalarını ve hayatı suçlamak yapacağımız en büyük yanlıştır. Biz dünyaya ne verirsek o da bize aynısını verir. Agresif ve suçlayıcı olursak, başkaları da bize böyle yaklaşır. Ama yapıcı ve olumlu olursak başkalarından da bu tarz tutumlar görürüz.

Geleceğimize ayna tutacaksa önce geçmişimizi temizlemeliyiz. Yapacağımız bir iç hesaplaşmayla geçmişimizde bizi bağlayan ne korkumuz, yanlışımız varsa onlardan arınmalıyız. Elimizi kolumuzu bağlayan boş inanç ve ön yargılardan kurtulmalıyız. Kendimizi affetmeli, geleceğimize temiz bir sayfayla yeniden başlamalıyız. Bunları yaptıktan sonra bir daha asla “keşke” demeden emin adımlarla hedefimize adanmalıyız. Hayatı faydasız tekrarlarla yaşamaktan vazgeçmeliyiz.

Şadan HERGÜNER

NEDEN MUTLU DEĞİLİZ

  • Yazılma Tarihi Ocak 7, 2012 / 19:41
SPVY2LCAM3OVQPCAM3DNBXCAMTIZFPCAWK5109CA2GPJ3UCAMEZ3HICAX8QVHKCASHZ5JGCAS20PAOCA35MXO7CARIV5Q0CAFGFWO0CA1Z07CICA6YU9WDCAZBCQ77CASGD5B3CAFS6795CAGAF36JCAM9SXGM

Tolstoy’a, “Nasıl mutlu olursunuz?” diye sorduklarında şu cevabı vermiş: “Sahip olduğum şeylere sevinerek, sahip olmadıklarıma ise hiç üzülmeyerek.” Oysa bizler mutluluğu, sahip olmak için uğraş verdiğimiz şeylere bağlayarak beklemez miyiz? “İstediğim gibi bir ev aldığımda çok mutlu olacağım.” “Kırmızı bir arabam olunca mutluluktan havalara uçacağım.” “Bir çocuğumuz olunca mutluluğu yakalayacağız.” Sadece bu örnekler bile mutlu olmayı, beklentilere bağladığımızı gösteriyor. O nedenle bir türlü kendimizi mutlu hissedemiyoruz. Mutsuz olmaktan dert yanıyoruz. Yaşam herkese aynı vericilikte olmuyor. Kiminin parası çok, kiminin yok. Kiminin güzel bir ailesi var, kimi hayata başlarken daha anne veya babadan yoksun. Kimine gümüş tepsilerle olanaklar sunulurken, kimi her…

GEÇMİŞE TAKILI YAŞAMAK

  • Yazılma Tarihi Aralık 29, 2011 / 20:34
I01F83CAEYT5VBCAJJD0MNCA5IFJCTCAAMOQ11CA80SORXCAHVB6M1CA98SG0FCA1J3K7DCATBD225CAC4JGJRCAFFEALYCAYF8TH4CA9SRLTLCA1AH0U1CA1AC7RHCA2G35LSCAG0BOC1CAL678C8CAGN2CE8

Bazı insanlar için geçmiş ( mazi) çok önemlidir. Hatta öyle ki sanki mazide yaşarlar. Anılar, hatalar, başarılar, sevinçler, hüzünler aynı tazeliğini korur onlar için. Bazen geçmişleriyle övünür, bazen de yerinirler. “Keşke” dedikleri bir dolu yaşanmışlıkları vardır. “Keşke öyle yapmasaydım.” “Keşke o öleceğine ben ölseydim.” “Keşke daha hoşgörülü ve anlayışlı olsaydım.” Ne yazık ki, keşke ile başlayan cümleler insanı çıkmazdan başka bir yere götürmez. Gereksiz bir tekrarla hayatı zindan etmekten başka bir şey değildir. İçimizde negatif duyguların artmasına, huzursuz ve mutsuz olmaya yarar sadece. Keşke dediklerimizi geçmişte bırakıp, günümüzde aynı hatalara düşmemek en doğru olandır. Geçmiş, deneyimler kazandığımız yaşam kesitidir. Hatalar…

KENDİNE ACIMAK

  • Yazılma Tarihi Aralık 8, 2011 / 18:42
8JO2EECAXOZGPTCAM0V2RTCAHFO9RICALZ138DCAU8IRN0CAH5VEG6CA4RE7MHCAHKHERFCANMNYU4CA8F4LDSCAH7YXHOCAI1W5OYCAETVH96CAFVZOBWCA4K0ZCGCAAJ84QUCADFSA10CA10E9OTCAW84O77

Kendine acımak, bir insanın kendisine, benliğine vereceği en büyük zararlardandır. Kendine acıyanın ne kendine ne de başkalarına hayrı dokunur. Her insanın içine girdiği zor anları vardır. Yeteneklerinin yetmediği çözümsüzlükleri vardır. Ama bunlar aşılmayacak durumlar değildir. Bazen yaşam üst üste gönderir gülün dikenlerini bize. Fakat bu, hiç gül yollamayacak anlamına gelmez. Hatta dikenler sık sık gelmişse bu, yakında çok güzel bir gül gönderecek demektir. Çünkü yaşamda her güçlüğün yanında mutlaka bir kolaylık vardır. İnsan mükemmel bir canlıdır. Böylesine özenle yaratılmış varlığın kendine acıması, kendini güzelliklere layık görmemesi yanlıştır. Biz kendimizi iyiye, güzel davranışa uygun görmezsek, başkaları bize kötü davranınca neden kızıyoruz…

YENİDEN DOĞMAK

  • Yazılma Tarihi Kasım 22, 2011 / 23:32
images

Yeniden Doğmak; fiziki anlamda olası olmayan bu durum, mecazi anlamda hayatımızda yer alır bazen. Büyük bir sıkıntıdan kurtulduğumuzda, tehlikeli anlardan paçayı sıyırdığımızda, ciddi bir hastalık atlattığımızda hep demez miyiz, “sanki yeniden doğdum” diye? İşte böyle hissettiğimiz zamanlar, bizi o güçlüğün içine sokan etkenlerden uzak durmak için sözler veririz kendimize. “Artık sağlığıma dikkat edeceğim, kendimi boş yere üzmeyeceğim, ilişkilerimde özenli olacağım, trafikte daha da dikkatli olacağım.” Çünkü böyle anlarda hayat bize yeniden bahşedilmiş gibi gelir. Peki, yeniden doğmuş gibi olmak için sadece bu tür olaylar mı yaşamak gereklidir? İnsanın kendini ölmeden öldürmesi, yenilemesi mümkün değil midir? Mümkündür elbet. Yeni bir anın…