<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ŞADAN HERGÜNER</title>
	<atom:link href="http://www.sadanherguner.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.sadanherguner.com</link>
	<description>Öğrenmenin yaşı ve sonu yoktur...</description>
	<lastBuildDate>Fri, 18 May 2012 18:28:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.2</generator>
		<item>
		<title>SAĞLIKLI YAŞAM İÇİN ALTIN ÖĞÜTLER</title>
		<link>http://www.sadanherguner.com/saglikli-yasam-icin-altin-ogutler/</link>
		<comments>http://www.sadanherguner.com/saglikli-yasam-icin-altin-ogutler/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 May 2012 18:25:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Şadan Hergüner</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kişisel Gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[altın öğütler]]></category>
		<category><![CDATA[anlatmak]]></category>
		<category><![CDATA[karar vermek]]></category>
		<category><![CDATA[kendin olmak]]></category>
		<category><![CDATA[mutlu olmak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sadanherguner.com/?p=736</guid>
		<description><![CDATA[Sağlıklı bir yaşam istiyorsanız, aşağıda sizler için derlediğim önerilere kulak verin lütfen. Eğer hastalanmak istemiyorsanız bunları yapmalısınız. Duygularınızı Anlatın. Gizlenen, bastırılan duygular gastrit, ülser, bel ve omurilik ağrıları gibi hastalıklara yol açar. Duyguların bastırılması zaman içinde kanser oluşumuna neden olur. Öyleyse, özelimizi, sırlarımızı ve hatalarımızı birileriyle paylaşmalıyız! Sohbet, konuşmak, söz çok güçlü bir tedavi aracı ve mükemmel bir terapidir! Karar Verin, Kararsız Olmayın. Kararsız olan kişi şüphe, endişe ve ıstırap içinde olur. Kararsızlık, sorunların, endişelerin ve çatışmaların birikmesine neden olur. İnsanlık tarihini verilmiş kararlar oluşturur. Karar vermek, vazgeçmeyi ve bazı avantajları kaybetmeyi bilmek ancak daha sonra başkalarını kazanmaktır. Kararsız kişiler&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Sağlıklı bir yaşam istiyorsanız, aşağıda sizler için derlediğim önerilere kulak verin lütfen. Eğer hastalanmak istemiyorsanız bunları yapmalısınız<a href="http://www.google.com" title="Sağlıklı yaşam">.</a></p>
<p>Duygularınızı Anlatın<a href="http://www.hurriyet.com">.</a><br />
Gizlenen, bastırılan duygular gastrit, ülser, bel ve omurilik ağrıları gibi hastalıklara yol açar. Duyguların bastırılması zaman içinde kanser oluşumuna neden olur. Öyleyse, özelimizi, sırlarımızı ve hatalarımızı birileriyle paylaşmalıyız! Sohbet, konuşmak, söz çok güçlü bir tedavi aracı ve mükemmel bir terapidir! </p>
<p>Karar Verin, Kararsız Olmayın.<br />
Kararsız olan kişi şüphe, endişe ve ıstırap içinde olur. Kararsızlık, sorunların, endişelerin ve çatışmaların birikmesine neden olur. İnsanlık tarihini verilmiş kararlar oluşturur. Karar vermek, vazgeçmeyi ve bazı avantajları kaybetmeyi bilmek ancak daha sonra başkalarını kazanmaktır. Kararsız kişiler sindirim sistemi rahatsızlıklarının, asabi ağrıların ve cilt sorunlarının kurbanı olurlar. </p>
<p>Olumlu Düşünün, Olumlu Çözümler Bulun.<br />
Olumsuz kişiler çözüm bulamazlar ve sorunları büyütürler. Onlar yakınmayı, dedikoduyu ve karamsarlığı tercih ederler. Karanlıktan şikâyet etmek yerine bir kibrit yakmak her zaman daha iyidir. Arı ufacıktır fakat var olan en tatlı şeylerden birisini üretir. Biz ne düşünüyorsak oyuzdur. Olumsuz düşünce, negatif enerji üretir ki bu sonunda hastalığa dönüşür. </p>
<p>Olduğunuz Gibi Davranın<br />
Gerçeği gizleyen birisi rol yapar. Her zaman mutlu olduğu izlenimi vermek ister. Mükemmelmiş, rahatmış vb. gibi görünmek ister ancak bu arada tonlarca yük biriktirmektedir. Kilden bir ayak üzerine oturan bronz bir heykel gibi&#8230; Sağlık için aldatıcı bir görüntü vererek yaşamaktan daha zararlı bir şey yoktur. Bunlar bol cilalı ve kökleri kısa kişilerdir. Kaderlerinde eczane, hastane ve acı vardır. Maskeli iletişimlerden uzak durun.</p>
<p>Kabul Etmesini Bilin<br />
Kabul etmemek ve özgüven eksikliği bizi kendimize yabancılaştırır. Kendisiyle barışık olmak sağlıklı yaşamın özüdür. Bunu kabul etmeyenler kıskanç, taklitçi, aşırı rekabetçi ve yıkıcı olurlar. Eleştirileri kabullenin. Bu bilgelik, akılcılık ve terapidir. </p>
<p>Güvenmeyi Öğrenin<br />
Güvenmeyen kişi iletişim kuramaz, açılamaz, bağlanamaz, derin ve sağlıklı ilişkiler kuramaz, gerçek arkadaşlıklar kurmayı başaramaz. Güven yok ise bir ilişki de yoktur. Güvensizlik insanın kendisine ve inanca karşı olan inançsızlığıdır. </p>
<p>Mutlu Olun<br />
Mizah, Kahkaha, Huzur, Mutluluk… Bunlar sağlığı güçlendirir ve yaşamı uzatır. Mutlu kişi nerede olursa olsun, yaşadığı çevreyi geliştirme yetisine sahiptir. Mutlu yaşamı amaç edinin.</p>
<p>Şadan Hergüner</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sadanherguner.com/saglikli-yasam-icin-altin-ogutler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>“O kadar Mutluyum ki, Utanıyorum” Voltaire</title>
		<link>http://www.sadanherguner.com/o-kadar-mutluyum-ki-utaniyorum-voltaire/</link>
		<comments>http://www.sadanherguner.com/o-kadar-mutluyum-ki-utaniyorum-voltaire/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Apr 2012 08:06:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Şadan Hergüner</dc:creator>
				<category><![CDATA[Danışmanlık]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluk]]></category>
		<category><![CDATA[ölçülü olmak]]></category>
		<category><![CDATA[Voltaire]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sadanherguner.com/?p=725</guid>
		<description><![CDATA[Sevgili okurlar, sizlerle paylaşacağım yazı bana elektronik postayla geldi. Çok beğendiğim için yayınlamak istedim. Sizlere de ışık tutacağından eminim. Fransız düşünürü Voltaire (1694–1778), neredeyse bütün hayatı boyunca ya hastaydı ya hastalık hastası. 41 yaşında bir arkadaşına yazdığı mektupta &#8216;gene&#8217; hastalandığından şikâyet etti ve &#8216;Birkaç yıllık ömrüm kaldı&#8217; dedi. Voltaire, bu mektubu bitirdikten 43 yıl sonra öldü. Her Allah&#8217;ın günü bir şeyin kanser yaptığı veya kansere iyi geldiğinin açıklandığı bir dünyada yaşıyoruz. Sıska, sıkı ve sağlıklı yaşamak neredeyse din haline geldi. Voltaire, kolesterol, trigliserit, AIDS ve kuş gribinin bilinmediği çağların adamıdır. Bir şeyleri doğru yapmış olmalıydı ki, insanların genellikle kırkına gelmeden&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.sadanherguner.com/wp-content/uploads/2012/04/250px-Voltaire.jpg"><img src="http://www.sadanherguner.com/wp-content/uploads/2012/04/250px-Voltaire.jpg" alt="" title="250px-Voltaire" width="250" height="282" class="alignleft size-full wp-image-726" /></a>Sevgili okurlar, sizlerle paylaşacağım yazı bana elektronik postayla geldi. Çok beğendiğim için yayınlamak istedim. Sizlere de ışık tutacağından eminim<a href="http://www.google.com">.</a></p>
<p>Fransız düşünürü Voltaire (1694–1778), neredeyse bütün hayatı boyunca ya hastaydı ya hastalık hastası. 41 yaşında bir arkadaşına yazdığı mektupta &#8216;gene&#8217; hastalandığından   şikâyet etti ve &#8216;Birkaç yıllık ömrüm kaldı&#8217; dedi. Voltaire, bu mektubu bitirdikten 43 yıl sonra öldü<a href="http://www.hurriyet.com">.</a><br />
Her Allah&#8217;ın günü bir şeyin kanser yaptığı veya kansere iyi geldiğinin açıklandığı bir dünyada yaşıyoruz. Sıska, sıkı ve sağlıklı yaşamak neredeyse din haline geldi.<br />
Voltaire, kolesterol, trigliserit, AIDS ve kuş gribinin bilinmediği çağların adamıdır. Bir şeyleri doğru yapmış olmalıydı ki, insanların genellikle kırkına gelmeden öldüğü on sekizinci yüzyılda, 84 yaşına kadar yaşadı ve bir daha kalkmamak üzere yatağa düşünceye kadar aktif bir hayat sürdü.<br />
Voltaire&#8217;in uzun ömrünün sırrı NE olabilir?<br />
Uzun yıllar düşünür için sekreter ve uşak karışımı bir şey olan Sebastien Longcahmps, Voltaire&#8217;in hep “İnsanın sağlığı tamamen kendi ellerindedir” dediğini yazdı. “Bunun, üç temel ayağı var derdi: Ayıklık, her şeyde ölçülü olmak ve hafif egzersiz yapmak. Kaza dışında, insanın başına gelen bütün hastalıklarda bizi sağlıklı halimize iade etmeye uğraşan doğaya yardımcı olmak yeter. İnsan aşağı yukarı her zaman diyetinde sıkı olmalı, uygun ve sürekli sıvı almalı ve hep basit şeyler yemelidir.” “ Yanında bulunduğum süre içinde onu hep bunları yapar gördüm.”<br />
Uzun ömrün sırrı<br />
Bunlar büyük bir sır değil aslında. Her şeyde ölçülü olmak aklı başında her insanın uyguladığı bir prensiptir. Bence Voltaire&#8217;in uzun ömrünün sırrı vücudunda değil kişiliğindedir. Voltaire uzun yaşadı, çünkü mutluydu. Öğrenmeye meraklıydı ve müthiş zengin olmasına rağmen, bir dakikasını boşa harcamadı. Ölmeye vakti yoktu.<br />
Binlerce mektup, yüzlerce sahne oyunu, kitap, makale yazdı. Saray yavrusu evinde her zaman misafir vardı. “Ben Avrupa&#8217;nın hancı başısıyım” dedirtecek kadar. Adaletsizliğe hiç tahammülü yoktu. İlkel Fransız yargısının hışmına uğramış insanları kurtarmak için tek başına, tarihe geçmiş kampanyalar yürüttü. İnsanların hakları olmayan bir dönemde insan hakları için mücadele etti.<br />
Kiliseyle ve bağnaz rahiplerle yaşam boyu dalga geçti. Ölüm döşeğinde papazlar onu pişmanlık getirmeye, şeytanı lanetlemeye davet ettiklerinde, “Şimdi yeni bir düşman kazanmanın zamanı değil” dedi.<br />
Bence, Voltaire&#8217;in en büyük özelliği yaşamdan zevk almasıydı. “O kadar mutluyum ki utanıyorum” diye itiraf etti bir arkadaşına. “Ben neredeysem dünya cenneti oradadır,” dedi. Son bir şey daha var, onu unutmayayım:<br />
Hiç evlenmedi! </p>
<p><strong>VOLTAIRE KİMDİR</strong></p>
<p>François Marie Arouet<br />
(21 Kasım 1694 &#8211; 30 Mayıs 1778), Fransız yazar ve filozof. Daha çok mahlası Voltaire olarak tanınmıştır.Fransız devrimi ve Aydınlanma hareketine büyük katkısı olmuştur.<br />
Din ve ifade özgürlüklerinin yanı sıra, insan hakları konusundaki düşünceleri ve felsefi yazınları ile ünlenmiştir. Eserlerinde Kilise dogmaları ve döneminin Fransız müesseselerini yoğun olarak hicvetmiştir. Zamanın en etkili isimlerinden biri olarak tanınır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sadanherguner.com/o-kadar-mutluyum-ki-utaniyorum-voltaire/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>TACİZCİLERİMİZ</title>
		<link>http://www.sadanherguner.com/tacizcilerimiz/</link>
		<comments>http://www.sadanherguner.com/tacizcilerimiz/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 Mar 2012 18:38:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Şadan Hergüner</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[İletişim]]></category>
		<category><![CDATA[cep telefonu]]></category>
		<category><![CDATA[cinsel taciz]]></category>
		<category><![CDATA[mesaj]]></category>
		<category><![CDATA[reklamlar]]></category>
		<category><![CDATA[sms]]></category>
		<category><![CDATA[taciz]]></category>
		<category><![CDATA[tacizci]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sadanherguner.com/?p=719</guid>
		<description><![CDATA[Taciz, hepimizin başına bir biçimde gelmiştir. Nedir anlamı? En öz açıklamasıyla bezdirmektir. Bir kişinin diğerinin haklarını hiçe sayarak rahatsız etmesidir. Tacizin, yapıldığı şekle ve konuma göre çeşitleri vardır. Cinsel, sosyal, sözel, psikolojik, ekonomik, fiziksel gibi… Şimdi tek tek bunları açıklamayacağım çünkü hepimiz ne olduklarını biliyoruz. Hepsiyle ya da bazılarıyla yaşam boyu birkaç kez karşılaşıyoruz. Yani tacizcilerimiz her daim iş başında. Kadınlar bu konuda baştan kaybediyorlar. Tacizden nasiplerini, erkeklere oranla daha bol alıyorlar. Üstelik her çeşidiyle! En basitinden cinsel tacizi fiziksel olarak görmese de sözel olarak, iş yeri dâhil her yerde görüyorlar. Aile içinde anne ve babamız en azından kıyaslar yaparak&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.sadanherguner.com/wp-content/uploads/2012/03/D1LOEMCAIYLHJWCAG48ATLCAMK61EICAWH6KIPCA5AJ30GCAS8WQFOCAWXJM7MCAHONEFZCAT670UUCAOZ8VDWCAE3SOGVCA7C39GWCAC51T1KCAVTK042CAAGELGMCAVE0LG1CAD0F4VFCABS1LUPCA6AXFPN.jpg"><img src="http://www.sadanherguner.com/wp-content/uploads/2012/03/D1LOEMCAIYLHJWCAG48ATLCAMK61EICAWH6KIPCA5AJ30GCAS8WQFOCAWXJM7MCAHONEFZCAT670UUCAOZ8VDWCAE3SOGVCA7C39GWCAC51T1KCAVTK042CAAGELGMCAVE0LG1CAD0F4VFCABS1LUPCA6AXFPN.jpg" alt="" title="D1LOEMCAIYLHJWCAG48ATLCAMK61EICAWH6KIPCA5AJ30GCAS8WQFOCAWXJM7MCAHONEFZCAT670UUCAOZ8VDWCAE3SOGVCA7C39GWCAC51T1KCAVTK042CAAGELGMCAVE0LG1CAD0F4VFCABS1LUPCA6AXFPN" width="244" height="207" class="alignleft size-full wp-image-721" /></a>Taciz, hepimizin başına bir biçimde gelmiştir. Nedir anlamı? En öz açıklamasıyla bezdirmektir<a href="http://www.google.com">.</a> Bir kişinin diğerinin haklarını hiçe sayarak rahatsız etmesidir. Tacizin, yapıldığı şekle ve konuma göre çeşitleri vardır<a href="http://www.facebook.com">.</a> Cinsel, sosyal, sözel, psikolojik, ekonomik, fiziksel gibi… Şimdi tek tek bunları açıklamayacağım çünkü hepimiz ne olduklarını biliyoruz. Hepsiyle ya da bazılarıyla yaşam boyu birkaç kez karşılaşıyoruz. Yani tacizcilerimiz her daim iş başında. </p>
<p>Kadınlar bu konuda baştan kaybediyorlar. Tacizden nasiplerini, erkeklere oranla daha bol alıyorlar. Üstelik her çeşidiyle! En basitinden cinsel tacizi fiziksel olarak görmese de sözel olarak, iş yeri dâhil her yerde görüyorlar. </p>
<p>Aile içinde anne ve babamız en azından kıyaslar yaparak bize psikolojik taciz uygulayabiliyor. “Bak kardeşin ne akıllı, sen niye böylesin evladım. Manyak mısın?” diyebiliyorlar. Ya da evlenince eşlerden biri diğerinin sosyal hayatını kısıtlayıp, baskılar yapıp farklı bir taciz uyguluyor. </p>
<p>İş hayatında üstlerden gelen yıldırma, bezdirme politikasına bağlı tacizler çokça görülüyor. Kadın erkek fark etmiyor. Ne de olsa yöneticin, patronun sana her lafı, dilediğince söyleyebiliyor. Sen de yutuyorsun, çünkü o işte çalışmaya mecbursun. Ta ki, canına tak edinceye kadar. Ama sineye çekip susan da çok. </p>
<p>Arkadaşlar da taciz edebiliyor. Sözel tacizi en çok bunlardan görüyoruz. Kıskanırsa, aşağılayan sözler söyleyebiliyor, alay ediyor. Sürekli moral bozabiliyor. Hele bencil iş arkadaşları… Kuyu kazıyorlar, daha ne olsun. </p>
<p>Televizyondaki reklâmların uzunluğu, ürün yerleştirmeleri, bitmek tükenmek bilmez program tanıtımları, az sonraları, şimdileri; bunlar da görsel taciz. Bu çeşit tacizi ben uydurdum şu an. Sanırım cuk oturdu.   </p>
<p>Ve benim son yıllarda en çok rahatsız olduğum tacizci. Cep telefonum. Daha doğrusu telefon numaramı alıp kullanan, beni iyice bezdiren tacizciler. Onlara mı söyleneyim, telefon numaramı veren gsm operatörüne mi, numaramı bir biçimde alıp onunla bununla paylaşan kurumlara mı? Numaranız gizli kalacaktır diyen ama sır tutamayan (numaraları para karşılığı satan) kuruluşlara mı? Ama bundan sonra yok kardeşim. Kimselere cep telefonu numarası vermek yok. İsteyene yüzümü karartacağım, yeter artık. Bankası arar, internet sağlayıcısı arar, ürün pazarlayanı, hediye kazandınız diyen dolandırıcısı mesaj yollar. Güncelleme yapmaktan aciz kurumlar sanki hala o şehirdeymişim gibi mesaj gönderir. Hangi birisini yazayım. Kısacası bıktım artık. Hele bankaların aramalarından ve mesajlarından iyice bıktım. İletişimimi kolaylaştıran bir alet olmasa kullanmayacağım Vallahi. Üstelik yaydığı radyasyonu da ayrı dert.   </p>
<p>Hani bu rahatsız edici mesajlar önlenecekti? Kanunla falan yapılacaktı bu iş, ne oldu? Bileniniz varsa bana haber verin bir zahmet. Ama mesajı, e-posta adresime rica edeceğim, cep telefonuma değil. Tacizcilerimizin yakamızdan düşeceği günleri özlemle daha ne kadar bekleyeceğiz bilmiyorum ama benim gibi bıkanları tepki vermeye davet ediyorum. Seveniniz çok tacizciniz az olsun.  Sevgiyle kalın. </p>
<p>Şadan HERGÜNER  </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sadanherguner.com/tacizcilerimiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BAŞKALARINA BAĞIMLI YAŞAMAK</title>
		<link>http://www.sadanherguner.com/baskalarina-bagimli-yasamak/</link>
		<comments>http://www.sadanherguner.com/baskalarina-bagimli-yasamak/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 15 Feb 2012 16:01:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Şadan Hergüner</dc:creator>
				<category><![CDATA[İkili İlişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[İletişim]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlı]]></category>
		<category><![CDATA[bağımlı yaşamak]]></category>
		<category><![CDATA[başkasına bağımlı]]></category>
		<category><![CDATA[insana bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[madde bağımlılığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sadanherguner.com/?p=712</guid>
		<description><![CDATA[Başkalarına ya da bir şeylere bağımlı yaşamak, insanın kendisine yapacağı en büyük kötülüktür. Başkalarına ve onların yargılarına bağımlı olmaktan kötüsü yoktur. Günümüzde insanlar birilerine bağımlı olmanın yanında bazı alışkanlıklara, maddelere de bağımlı olarak yaşıyorlar. Bu durum sağlıklı olmamızı, kendimizi gerçekten huzurlu ve dengeli hissetmemizi engelliyor. Kısacası her anlamda bağımlılık, insan için ciddi bir hastalıktır. Başka birilerinin değerlerine, yargılarına, isteklerine ve yardımlarına bağımlı olursak, “biz” olamayız. Kendimize, yeteneklerimize güven duyamayız. Her zaman başkalarının daha iyi fikirleri olduğuna inanır, kendimizi küçük görürüz. Bağımlı olduğumuz insanların bizi korumasını hatta yönetmesini isteriz. Yalnız kaldığımızda korkak ve rahatsız oluruz. Ayrılık acılarına katlanamayız. İlişkide olduğumuz insanı&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Başkalarına ya da bir şeylere bağımlı yaşamak, insanın kendisine yapacağı en büyük kötülüktür. Başkalarına ve onların yargılarına bağımlı olmaktan kötüsü yoktur<a href="http://www.google.com" title="Bağımlı Yaşamak">.</a> Günümüzde insanlar birilerine bağımlı olmanın yanında bazı alışkanlıklara<a href="http://www.hurriyet.com" title="Bağımlı yaşam">,</a><a href="http://www.sadanherguner.com/wp-content/uploads/2012/02/JACENKCA5FDDGNCARJE0ZVCA5P6IEJCA6IF6I8CAL0RYJFCAROKZAKCA6GBI0ZCAEVBA1RCA2BRGU6CAH0WACXCAN8ZIZZCAZ6O2P4CAM901CACA1UHIAECA4B8DYXCALOUS69CA5UTF8RCADGGC03CAMBVHSN.jpg"><img src="http://www.sadanherguner.com/wp-content/uploads/2012/02/JACENKCA5FDDGNCARJE0ZVCA5P6IEJCA6IF6I8CAL0RYJFCAROKZAKCA6GBI0ZCAEVBA1RCA2BRGU6CAH0WACXCAN8ZIZZCAZ6O2P4CAM901CACA1UHIAECA4B8DYXCALOUS69CA5UTF8RCADGGC03CAMBVHSN.jpg" alt="" title="JACENKCA5FDDGNCARJE0ZVCA5P6IEJCA6IF6I8CAL0RYJFCAROKZAKCA6GBI0ZCAEVBA1RCA2BRGU6CAH0WACXCAN8ZIZZCAZ6O2P4CAM901CACA1UHIAECA4B8DYXCALOUS69CA5UTF8RCADGGC03CAMBVHSN" width="251" height="201" class="alignleft size-full wp-image-713" /></a> maddelere de bağımlı olarak yaşıyorlar. Bu durum sağlıklı olmamızı, kendimizi gerçekten huzurlu ve dengeli hissetmemizi engelliyor. Kısacası her anlamda bağımlılık, insan için ciddi bir hastalıktır<a href="http://www.facebook.com">.</a>  </p>
<p>Başka birilerinin değerlerine, yargılarına, isteklerine ve yardımlarına bağımlı olursak, “biz” olamayız. Kendimize, yeteneklerimize güven duyamayız. Her zaman başkalarının daha iyi fikirleri olduğuna inanır, kendimizi küçük görürüz. Bağımlı olduğumuz insanların bizi korumasını hatta yönetmesini isteriz. Yalnız kaldığımızda korkak ve rahatsız oluruz.<br />
Ayrılık acılarına katlanamayız. İlişkide olduğumuz insanı kaybetmek, acı çekmek yerine onunla bağımızı sürdürmek için her koşula, güçlüğe razı oluruz. Daha farklı acılar yaşarız. Bize kötü tavırlar sergilese de sineye çekeriz. İş hayatımızda başarılı olamayız. Sorumluluk almaktan kaçar, yaratıcı fikirler üretmekten çekiniriz. </p>
<p>Peki, tüm bunlar nelere neden olurlar? Kendi varlığımızdan vazgeçmeye, bağımsızlığımızın olmamasına. Birilerinin bizi hep gütmesine, üzerimizde hâkimiyet kurmasına yol açarlar. Oysa korkunun ecele faydası yoktur. Yaşadığımız hayatta bir farklılık gösteremeyeceksek, biz olamayacaksak, istediklerimize ulaşamayacaksak yaşamanın ne hayrını göreceğiz ki? Bağımlı olduğumuz insanların ya da maddelerin elinde oyuncak olmak için mi yaşıyoruz? </p>
<p>Bağımlı olduğumuz insanlar, maddeler bize bir şeyler verirler belki ama çok şeyi de alıp götürürler. Kişiliğimizi, bireyselliğimizi, özgürlüğümüzü, ruh ve fiziksel sağlığımızı alırlar elimizden. Biz biz olmaktan çıkar, güdümlü, korkak, basiretsiz varlıklar oluruz. Hayat bu şekilde yaşanarak harcanacak kadar değersiz değildir. Bize bahşedilen bu yaşam; üreterek, keyif alarak, kendimize ve başkalarına güzel değerler katarak yaşanmalıdır. Yaratıcımızın verdiği aklı ve iradeyi en iyi şekilde kullanarak yaşanırsa hayat anlam kazanır.    </p>
<p>Bağımlılıklarımızdan kurtulmalı, kendimiz olmalıyız. İçimize özümüze uygun yaşamalıyız. Değerli olan biziz. Biz mutlu, huzurlu ve sağlıklı olursak çevremize de bunları yansıtabiliriz. Birilerinin güdümünde yaşamayı değil, kendimiz için yaşamayı seçmeliyiz. </p>
<p>Şadan HERGÜNER</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sadanherguner.com/baskalarina-bagimli-yasamak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>SEVGİNİN GÜNÜ KUTLU OLSUN</title>
		<link>http://www.sadanherguner.com/bugusevginin-gunu-kutlu-olsun/</link>
		<comments>http://www.sadanherguner.com/bugusevginin-gunu-kutlu-olsun/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 14 Feb 2012 22:42:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Şadan Hergüner</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güncel Yazılar]]></category>
		<category><![CDATA[Özel Günler]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[aşkın günü]]></category>
		<category><![CDATA[kutlamak]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[sevgililer günü]]></category>
		<category><![CDATA[teşekkür]]></category>
		<category><![CDATA[yorum]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sadanherguner.com/?p=705</guid>
		<description><![CDATA[Sevgi günü, sevgililer günü, aşkın günü&#8230; 14 Şubat, tüm bu duyguları içeren sembolik bir gün. Bir günde bile olsa, en yüce duygulardan olan sevginin çokça anıldığı, konuşulduğu bir gün. Tüm okuyucularımın, yazılarıma yorumlarıyla katkı sağlayan hiç tanımadığım paylaşımcılarımın sevgi gününü kutlamak istiyorum. Özellikle çeşitli ülkelerden siteme konuk olan ziyaretçilerimin bıraktıkları güzel yorumlarına, 14 Şubat sevgililer günü dolayısıyla çok teşekkür ediyorum. Benimle olduğunuz, sitemi takip ettiğiniz, mesajlarınızı benimle paylaştığınız için hepinize teşekkürlerimi sunuyor, sevgilerimi gönderiyorum. En güzel ve özel duygu olan sevgimiz, hep yüreklerimizde olsun. Bizi mutluluğa, huzura ve bolluğa götürecek tek duygudur SEVGİ. Sevgisiz gözler baktığını göremez. Sevgisiz kalpler başka&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.sadanherguner.com/wp-content/uploads/2012/02/images2.jpg"><img src="http://www.sadanherguner.com/wp-content/uploads/2012/02/images2.jpg" alt="" title="images[2]" width="225" height="225" class="alignleft size-full wp-image-706" /></a>Sevgi günü, sevgililer günü, aşkın günü&#8230; 14 Şubat, tüm bu duyguları içeren sembolik bir gün. Bir günde bile olsa, en yüce duygulardan olan sevginin çokça anıldığı, konuşulduğu bir gün<a href="http://www.google.com" title="Sevgi günü">.</a> Tüm okuyucularımın, yazılarıma yorumlarıyla katkı sağlayan hiç tanımadığım paylaşımcılarımın sevgi gününü kutlamak istiyorum. Özellikle çeşitli ülkelerden siteme konuk olan ziyaretçilerimin bıraktıkları güzel yorumlarına<a href="http://www.facebook.com" title="Sevgililer günü">,</a> 14 Şubat sevgililer günü dolayısıyla çok teşekkür ediyorum. Benimle olduğunuz, sitemi takip ettiğiniz, mesajlarınızı benimle paylaştığınız için hepinize teşekkürlerimi sunuyor, sevgilerimi gönderiyorum.</p>
<p>En güzel ve özel duygu olan sevgimiz, hep yüreklerimizde olsun. Bizi mutluluğa, huzura ve bolluğa götürecek tek duygudur SEVGİ. Sevgisiz gözler baktığını göremez. Sevgisiz kalpler başka insanların sıcacık yüreklerini hissedemez. Sevgi olmazsa, hoşgörü de olmaz.</p>
<p>Bizi biz yapan bu güzel duygunun günü kutlu olsun. Sevgiyle kalın&#8230;</p>
<p><strong>Şadan HERGÜNER </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sadanherguner.com/bugusevginin-gunu-kutlu-olsun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>YAŞADIĞI İLİŞKİDE KADINI CİDDİYE ALAN ERKEĞİN TAVIRLARI</title>
		<link>http://www.sadanherguner.com/yasadigi-iliskide-kadini-ciddiye-alan-erkegin-tavirlari/</link>
		<comments>http://www.sadanherguner.com/yasadigi-iliskide-kadini-ciddiye-alan-erkegin-tavirlari/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Feb 2012 11:20:01 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Şadan Hergüner</dc:creator>
				<category><![CDATA[Erkek Ve Kadın İlişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[İkili İlişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[ciddi niyetli erkek]]></category>
		<category><![CDATA[erkek tavırları]]></category>
		<category><![CDATA[evlenecek erkek]]></category>
		<category><![CDATA[kadın erkek ilişkisi]]></category>
		<category><![CDATA[sadakat]]></category>
		<category><![CDATA[sahiplenmek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sadanherguner.com/?p=701</guid>
		<description><![CDATA[Bir kadın, ilişkide olduğu erkeğin niyetini kolaylıkla anlayabilir aslında. Ama bazen kendini kandırma yoluna gidip, ciddiyetsizliği görmezden geldiği de olur. Ya da “Bir süre sonra nasılsa beni ciddi olarak düşünecektir,” yanılgısına kapılabilir. Yani erkeği değiştireceğini düşünür. Bu düşünce biçimi en hatalı olanıdır. Çünkü bir insanı değiştirmek mümkün değildir, kişi isterse ancak kendi kendini değiştirebilir. Peki, ilişkisinde ciddi niyet taşıyan erkek nasıl anlaşılır? Bu erkek kimliğini bulmuş, iş sahibi olmuş, parasını kazanan erkektir. Aklı başında hiçbir erkek, iş kariyerinde bir noktaya gelmeden, emeğinin karşılığını kazanmadan ciddi bir ilişki düşünmez. Çünkü erkekler, çocuklukları itibariyle “Büyüyünce aileni sen geçindireceksin, iş güç sahibi olup&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.sadanherguner.com/wp-content/uploads/2012/02/XSM3FVCATJLH7QCABPAQADCAVIH0FVCAG5VS26CARCR6GNCANQDFJLCA6KQ627CAOY9SSQCAEPQXVHCA42U7XQCAWMONEECA7EKX2ZCADHXM63CAJAC2YTCA02GYIXCAF7MM4OCACR2MHXCAFT2PJOCAYKXKRO.jpg"><img src="http://www.sadanherguner.com/wp-content/uploads/2012/02/XSM3FVCATJLH7QCABPAQADCAVIH0FVCAG5VS26CARCR6GNCANQDFJLCA6KQ627CAOY9SSQCAEPQXVHCA42U7XQCAWMONEECA7EKX2ZCADHXM63CAJAC2YTCA02GYIXCAF7MM4OCACR2MHXCAFT2PJOCAYKXKRO.jpg" alt="" title="XSM3FVCATJLH7QCABPAQADCAVIH0FVCAG5VS26CARCR6GNCANQDFJLCA6KQ627CAOY9SSQCAEPQXVHCA42U7XQCAWMONEECA7EKX2ZCADHXM63CAJAC2YTCA02GYIXCAF7MM4OCACR2MHXCAFT2PJOCAYKXKRO" width="197" height="131" class="alignleft size-full wp-image-702" /></a>Bir kadın, ilişkide olduğu erkeğin niyetini kolaylıkla anlayabilir aslında<a href="http://www.google.com" title="Kadın erkek ilişkisi">.</a> Ama bazen kendini kandırma yoluna gidip, ciddiyetsizliği görmezden geldiği de olur. Ya da “Bir süre sonra nasılsa beni ciddi olarak düşünecektir,” yanılgısına kapılabilir. Yani erkeği değiştireceğini düşünür. Bu düşünce biçimi en hatalı olanıdır. Çünkü bir insanı değiştirmek mümkün değildir, kişi isterse ancak kendi kendini değiştirebilir<a href="http://www.facebook.com" title="Kadın erkek ilişkisi">.</a>  </p>
<p>Peki, ilişkisinde ciddi niyet taşıyan erkek nasıl anlaşılır<a href="http://www.hurriyet.com">?</a> </p>
<p>Bu erkek kimliğini bulmuş, iş sahibi olmuş, parasını kazanan erkektir. Aklı başında hiçbir erkek, iş kariyerinde bir noktaya gelmeden, emeğinin karşılığını kazanmadan ciddi bir ilişki düşünmez. Çünkü erkekler, çocuklukları itibariyle “Büyüyünce aileni sen geçindireceksin, iş güç sahibi olup çalışacak, para kazanıp ailene bakacaksın,” diye yetiştirilirler. </p>
<p>Karşısındaki kadını sahiplenir. Birlikte katıldıkları sosyal ortamlarda, “Bir arkadaşım” diye tanıtmaz. İsmiyle ve yakınlık derecesiyle tanıştırır. Kendi ailesiyle tanıştırır. O da karşı tarafın ailesiyle tanışır. Başkalarının, yanındaki kadına bakış açısını kontrol etmek amaçlıdır bu sahiplenme. Ciddi niyeti ortaya koymaktır. </p>
<p>İlişkide olduğu kadına saygı duyar ve onu her ortamda korumayı sorumluluk bilir. Kendisi saygı gösterdiği gibi en yakın çevresinden başlayarak, diğer insanların da saygı duymasını ister. Bunun için ne gerekiyorsa yapar. Her tehlikeden, zorluktan, acıdan kadınını korumak, onun için çok önemlidir. </p>
<p>Sevdiği ve evlenmeyi düşündüğü kadının hayatını kolaylaştırmak ister. Belki büyük jestler, sürprizler yapmayı beceremez ama onun rahatı, konforu için elinden geleni yapmayı bir görev sayar. Kısacası kadınına karşı tam bir sorumluluk bilinciyle hareket eder. </p>
<p>Ciddi niyet taşıyan erkek kadına karşı düşünceli, anlayışlı olur. Ona gelip geçici bir heves olarak bakmaz. Bunu hareketleriyle kadına hissettirir. </p>
<p>Kadının onu gerçekten sevdiğinden, bağlı ve sadık kalacağından emin olmak ister. O nedenle gözü hep açıktır. Hiç çaktırmadan bazı denemeler yapacaktır. Çünkü erkekler eşleri tarafından takdir edilmek, sevilmek isterler. Her anlamda sadakat beklerler. Varlıkta yoklukta, hastalıkta sağlıkta sadakat isterler.   </p>
<p>Yaşadığı ilişkide kadına ciddi olarak yaklaşan erkeğin en önemli tavırları bunlardır. Diğerleri detaylardır. Bu yaklaşımlarda bulunmayan erkek, ilişkisinde ciddi niyet taşımamaktadır. </p>
<p>Şadan HERGÜNER</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sadanherguner.com/yasadigi-iliskide-kadini-ciddiye-alan-erkegin-tavirlari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>KETEN TOHUMU YAĞININ FAYDALARI</title>
		<link>http://www.sadanherguner.com/keten-tohumu-yaginin-faydalari/</link>
		<comments>http://www.sadanherguner.com/keten-tohumu-yaginin-faydalari/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 04 Feb 2012 15:26:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Şadan Hergüner</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlıklı Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[gut]]></category>
		<category><![CDATA[keten tohumu]]></category>
		<category><![CDATA[keten tohumu yağı]]></category>
		<category><![CDATA[kollestrol]]></category>
		<category><![CDATA[menapoz]]></category>
		<category><![CDATA[prostat]]></category>
		<category><![CDATA[tansiyon]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sadanherguner.com/?p=693</guid>
		<description><![CDATA[•KOLESTEROL VE TANSİYONU DÜZENLER, KALP HASTALIKLARINA KARŞI KORUMA SAĞLAR: Araştırmalar keten tohumu yağının kolesterolü düşürerek kalp krizi riskini azalttığını saptamıştır. Keten tohumu yağının kullanımı yüksek tansiyon, kolesterol ve anjin&#8217;i de önlemektedir. Boston&#8217;s Simmons College’ de yapılan bir araştırma keten tohumu yağının ikincil kalp krizlerini ve dolaşım bozukluklarını engellediğini ortaya çıkarmıştır. •GUT VE CİLT HASTALIKLARINA KARŞI KORUMA SAĞLAR: Cilt hastalıklarında keten tohumu yağı yalnızca eklemlerdeki iltihabı azaltmakla kalmayıp aynı zamanda hastalığın yükselttiği kolesterol oranını da düşürür. Gut hastalığında keten tohumu yağının kullanımı hastalığın neden olduğu eklem ağrılarını ve şişkinliği giderir. •KABIZLIK, HEMOROİD VE DİVERTİKÜLER RAHATSIZLIKLARA KARŞI KORUMA SAĞLAR: Keten tohumu elyaflı&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.sadanherguner.com/wp-content/uploads/2012/02/6ELQMYCASS7W09CA2D9PTXCASBXS20CAMCKLAJCAI68U0PCA8J3AVLCA5NOL1FCAS1L70LCAGJCFYGCACKPR03CA29EPV4CA1ZTU36CAO9NNFRCA1J3QKZCAFE9023CAG2I0TSCAUZGDYMCAXCPSFDCAY38J8F.jpg"><img src="http://www.sadanherguner.com/wp-content/uploads/2012/02/6ELQMYCASS7W09CA2D9PTXCASBXS20CAMCKLAJCAI68U0PCA8J3AVLCA5NOL1FCAS1L70LCAGJCFYGCACKPR03CA29EPV4CA1ZTU36CAO9NNFRCA1J3QKZCAFE9023CAG2I0TSCAUZGDYMCAXCPSFDCAY38J8F.jpg" alt="" title="6ELQMYCASS7W09CA2D9PTXCASBXS20CAMCKLAJCAI68U0PCA8J3AVLCA5NOL1FCAS1L70LCAGJCFYGCACKPR03CA29EPV4CA1ZTU36CAO9NNFRCA1J3QKZCAFE9023CAG2I0TSCAUZGDYMCAXCPSFDCAY38J8F" width="276" height="183" class="alignleft size-full wp-image-694" /></a>•<strong>KOLESTEROL VE TANSİYONU DÜZENLER, KALP HASTALIKLARINA KARŞI KORUMA SAĞLAR: </strong><br />
Araştırmalar keten tohumu yağının kolesterolü düşürerek kalp krizi riskini azalttığını saptamıştır<a href="http://www.google.com" title="Keten tohumu yağı">.</a> Keten tohumu yağının kullanımı yüksek tansiyon, kolesterol ve anjin&#8217;i de önlemektedir. Boston&#8217;s Simmons College’ de yapılan bir araştırma keten tohumu yağının ikincil kalp krizlerini ve dolaşım bozukluklarını engellediğini ortaya çıkarmıştır<a href="http://www.facebook.com" title="Keten tohumu yağı">.</a></p>
<p>•<strong>GUT VE CİLT HASTALIKLARINA KARŞI KORUMA SAĞLAR: </strong><br />
Cilt hastalıklarında keten tohumu yağı yalnızca eklemlerdeki iltihabı azaltmakla kalmayıp aynı zamanda hastalığın yükselttiği kolesterol oranını da düşürür<a href="http://www.hurriyet.com" title="Keten tohumu yağı">.</a> Gut hastalığında keten tohumu yağının kullanımı hastalığın neden olduğu eklem ağrılarını ve şişkinliği giderir.</p>
<p>•<strong>KABIZLIK, HEMOROİD VE DİVERTİKÜLER RAHATSIZLIKLARA KARŞI KORUMA SAĞLAR:</strong><br />
Keten tohumu elyaflı yapısıyla bağırsaklardaki dışkının geçişini kolaylaştırarak kabızlık ve hemoroiti engeller. Safra taşlarını oluşumunu engeller ve oluşmuş taşları yok eder.</p>
<p><strong>•AKNE, EGZAMA VE SEDEF HASTALIKLARINI İYİLEŞTİRİR:</strong><br />
Keten tohumu yağında bulunan temel yağ asidinin cildi iyileştirici özellikleri olduğu bilinmektedir. Kırmızı lekeler, sedef gibi deri hastalıkları, EFA’nın antiinflamatuar etkilerine direnemeyip yok olurlar.  Güneş yanıkları keten tohumu yağıyla tedavi edildiğinde daha hızlı iyileşir. </p>
<p><strong>•SAÇ VE TIRNAKLARI BESLER: </strong><br />
Keten tohumu yağında bolca bulunan Omega–3 yağ asitlerinin saç ve tırnakların sağlıklı büyümesine etki ettiği gözlemlenmiştir.<br />
 <strong><br />
•UYUŞUKLUK VE KARINCALANMA GİBİ BOZUKLUKLARA SEBEP OLAN SİNİR SİSTEMİ RAHATSIZLIKLARINI AZALTIR: </strong><br />
Keten tohumu yağındaki EFA’lar sinir tepilerinin iletimini hızlandırır. Bu yağın sinir besleyici özellikleri Parkinson hastalığının tedavisinde ve diyabet, skleroz gibi hastalıklara karşı koruyucu olarak kullanılabilir.</p>
<p><strong>•KANSER RİSKİNİ AZALTIR VE YAŞLANMA ETKİLERİNİ GECİKTİRİR: </strong><br />
Keten tohumu yağında bulunan lignanların göğüs, kolon, prostat ve hatta deri kanserine karşı koruma sağladığı düşünülmektedir. Toronto Üniversitesi’nde yapılan çalışmalar, göğüs kanserine yakalanan kadınların, kanserin ilerleme derecesine bakılmaksızın, keten tohumu yağıyla yapılan tedaviye cevap verdiklerini saptamıştır. Çalışmalar lignanların yaşlanmanın çeşitli etkilerini de geciktirdiğini ortaya çıkarmıştır.</p>
<p><strong>•MENOPOZ BELİRTİLERİNİ, ADET KRAMPLARINI VE KADINLARDA KISIRLIĞI TEDAVİ EDER: </strong><br />
Keten tohumu yağındaki hormon dengeleyici lignanlar ve bitki östrojenleri, kadınların östrojen ve progesteron oranını dengelemeye yardımcı oldukları için adet sorunları ve menopozla savaşta çok yararlıdırlar. Keten tohumu yağı rahim fonksiyonlarını arttırır ve bu yüzden kısırlık problemlerini ortadan kaldırır.<br />
 <strong><br />
•PROSTAT, ERKEKTE KISIRLIK VE İKTİDARSIZLIĞA KARŞI ETKİLİDİR:</strong><br />
Keten tohumu yağındaki EFA’lar, prostatın şişip iltihaplanmasını engeller. Prostatın belirtisi olan idrar torbası şişmesi bu yağın kullanımından sonra azalır. EFA’lar aynı zamanda sperm sağlığını da korur ki bu da erkelerde kısırlık tedavisinde çok önemlidir. EFA’lar penise kan pompalanmasını hızlandırarak, iktidarsızlığı ortadan kaldırır.<br />
<strong><br />
Keten tohumu yağının kullanım esnasında ısıya maruz bırakılmaması tavsiye edilmektedir.</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sadanherguner.com/keten-tohumu-yaginin-faydalari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>HAYATI FAYDASIZ TEKRARLARLA YAŞAMA</title>
		<link>http://www.sadanherguner.com/hayati-faydasiz-tekrarlarla-yasama/</link>
		<comments>http://www.sadanherguner.com/hayati-faydasiz-tekrarlarla-yasama/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 29 Jan 2012 14:12:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Şadan Hergüner</dc:creator>
				<category><![CDATA[Danışmanlık]]></category>
		<category><![CDATA[İletişim]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[başkalarını suçlamak]]></category>
		<category><![CDATA[geçmişi temizlemek]]></category>
		<category><![CDATA[gelecek]]></category>
		<category><![CDATA[hataları tekrarlamak]]></category>
		<category><![CDATA[kısır döngü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sadanherguner.com/?p=688</guid>
		<description><![CDATA[Hayatımızdaki aynı döngüden şikâyet eder dururuz. “Yaşamımda her şey tekrar ediyor, bir kısır döngüdür gidiyor,” diye dertleniriz. Bu şikâyeti yaparken, hep dünyayı suçlar ve başkalarının bizi incittiğine, felaketler yaşattıklarına inanırız. Bu inanca sahip insanlar, aynı olumsuzlukları tekrarlar şeklinde yaşamaya devam ederler. Ne acıdır ki, bu kısır döngüye sıkışan insanların gerçek bir geleceği olamaz; yalnızca tekrar tekrar yaşadığı bir geçmişi olur. Hayatımız, faydasız tekrarlarla devam eder duruma geldiyse bunun suçlusu kimdir? Yaşamın getirdikleri mi, başka insanlar mı? Eğer biraz, farkına varma eylemimizi artırırsak bunun suçlusunun kendimiz olduğunu anlarız. Sorunun kendinde olduğunu anlamayan insanlar, çözümü başkalarının huzurunu bozmakta ya da yaşamı kendilerine&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><div id="attachment_689" class="wp-caption alignleft" style="width: 192px"><a href="http://www.sadanherguner.com/wp-content/uploads/2012/01/DEP5AACAYJT5L3CA9CTREDCAJO03BRCA12P8AHCAEBE1YECAXLTB17CA3J230WCA4XF1MJCA9R5PKDCAP2Z4CWCAE1C01RCAOUGRUVCA3EWRQECALXN46LCA19A0F2CAD1TIXOCAF7B59RCAB3MATECA90JWNM.jpg"><img src="http://www.sadanherguner.com/wp-content/uploads/2012/01/DEP5AACAYJT5L3CA9CTREDCAJO03BRCA12P8AHCAEBE1YECAXLTB17CA3J230WCA4XF1MJCA9R5PKDCAP2Z4CWCAE1C01RCAOUGRUVCA3EWRQECALXN46LCA19A0F2CAD1TIXOCAF7B59RCAB3MATECA90JWNM.jpg" alt="" title="DEP5AACAYJT5L3CA9CTREDCAJO03BRCA12P8AHCAEBE1YECAXLTB17CA3J230WCA4XF1MJCA9R5PKDCAP2Z4CWCAE1C01RCAOUGRUVCA3EWRQECALXN46LCA19A0F2CAD1TIXOCAF7B59RCAB3MATECA90JWNM" width="182" height="276" class="size-full wp-image-689" /></a><p class="wp-caption-text">Geçmişi temizleki, geleceğin kararmasın.</p></div>Hayatımızdaki aynı döngüden şikâyet eder dururuz<a href="http://www.google.com" title="Faydasız tekrarlarla yaşamak">.</a> “Yaşamımda her şey tekrar ediyor, bir kısır döngüdür gidiyor,” diye dertleniriz. Bu şikâyeti yaparken, hep dünyayı suçlar ve başkalarının bizi incittiğine, felaketler yaşattıklarına inanırız<a href="www.hurriyet.com.tr" title="Faydasız tekrarlarla yaşamak">.</a> Bu inanca sahip insanlar, aynı olumsuzlukları tekrarlar şeklinde yaşamaya devam ederler<a href="http://www.facebook.com">.</a> Ne acıdır ki, bu kısır döngüye sıkışan insanların gerçek bir geleceği olamaz; yalnızca tekrar tekrar yaşadığı bir geçmişi olur.  </p>
<p>Hayatımız, faydasız tekrarlarla devam eder duruma geldiyse bunun suçlusu kimdir? Yaşamın getirdikleri mi, başka insanlar mı? Eğer biraz, farkına varma eylemimizi artırırsak bunun suçlusunun kendimiz olduğunu anlarız. Sorunun kendinde olduğunu anlamayan insanlar, çözümü başkalarının huzurunu bozmakta ya da yaşamı kendilerine zehir etmekte bulurlar. </p>
<p>Sürekli dırdırlarla en yakın çevrelerinden başlayıp, başka insanları suçlayarak mutsuz ederler, huzur kaçırırlar. Tabi, kendi huzurları da kalmaz. Oysa şöyle geçmişlerine tarafsız bir gözle bakmayı ve incelemeyi deneseler, hayatlarının hep aynı hataları tekrarlamaktan oluştuğunu anlayacaklar. Doğal olarak gelecekleri de aynı hataları tekrarlamaktan oluşacak.</p>
<p>Hayatımızda hatalar olacaktır. Onlar; başarıya, mutluluğa ve huzura giden yolda deneyimler kazanmamızı sağlayan küçük sendelemelerdir. Yeter ki, hatalarımızı tekrarlamak yerine ders alma becerimizi geliştirelim. Hata yaptığımız konulara yaklaşımlarımızı değiştirerek yönelelim. Sonunda bizim için en iyi olana ulaşacağımıza inanalım. </p>
<p>Olaylara, sorunlara yaklaşımlarımızı değiştirmek yerine, başkalarını ve hayatı suçlamak yapacağımız en büyük yanlıştır. Biz dünyaya ne verirsek o da bize aynısını verir. Agresif ve suçlayıcı olursak, başkaları da bize böyle yaklaşır. Ama yapıcı ve olumlu olursak başkalarından da bu tarz tutumlar görürüz. </p>
<p>Geleceğimize ayna tutacaksa önce geçmişimizi temizlemeliyiz. Yapacağımız bir iç hesaplaşmayla geçmişimizde bizi bağlayan ne korkumuz, yanlışımız varsa onlardan arınmalıyız. Elimizi kolumuzu bağlayan boş inanç ve ön yargılardan kurtulmalıyız. Kendimizi affetmeli, geleceğimize temiz bir sayfayla yeniden başlamalıyız. Bunları yaptıktan sonra bir daha asla “keşke” demeden emin adımlarla hedefimize adanmalıyız. Hayatı faydasız tekrarlarla yaşamaktan vazgeçmeliyiz.</p>
<p>Şadan HERGÜNER</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sadanherguner.com/hayati-faydasiz-tekrarlarla-yasama/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>BİR DAHA ASLA SEVMEYECEĞİM</title>
		<link>http://www.sadanherguner.com/bir-daha-asla-sevmeyecegim/</link>
		<comments>http://www.sadanherguner.com/bir-daha-asla-sevmeyecegim/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 19 Jan 2012 19:00:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Şadan Hergüner</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[İkili İlişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[ikili ilişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[kavga etmek]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[taviz]]></category>
		<category><![CDATA[yürek acısı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sadanherguner.com/?p=681</guid>
		<description><![CDATA[Kadın yüreğindeki acıyla kıvranırken, bir yandan da &#8220;neden bu kadar harap ediyorum kendimi, değer mi?&#8221; diye düşündü. Ama yapamıyordu işte, boş veremiyordu. Yüreği acıyor, içi yanıyor bedeni de bu acıya adeta eşlik ediyordu. O adamı çok sevmişti. İlişkisine emek vermişti. Sevdiğini yüreğiyle sahiplenip, en gizlide olanlarını ona açmıştı. Belki hata buradaydı. Çok açık olmuştu. Ona karşı hiç mahremiyeti kalmamıştı. Galiba kendini çabuk tüketmişti. Adamın, kadında keşfedecek bir şeyi kalmamıştı. Kadın oturduğu kanepeden güç bela kalktı. Başı dönüyordu. Ayakta zor duruyordu. Birden hatırladı. Dün sabahtan beri bir şey yememişti. Gece, kanepede ağlarken uyuya kalmış, aldığı alkolün etkisiyle oracıkta sızmıştı. Kendini kötü&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.sadanherguner.com/wp-content/uploads/2012/01/W0E8JDCAZNEQI7CA0066VICA6WDRXHCAWOW7LOCATYZ1ANCA6129AECABPAIJUCA6U3EE0CAQHHG0ACACXMW9UCACVJFGQCAT637WSCA1O28C0CA4CCJ4ICAH3F37YCAJR490QCAZOEK2CCA89B7BDCAYC9XBI.jpg"><img src="http://www.sadanherguner.com/wp-content/uploads/2012/01/W0E8JDCAZNEQI7CA0066VICA6WDRXHCAWOW7LOCATYZ1ANCA6129AECABPAIJUCA6U3EE0CAQHHG0ACACXMW9UCACVJFGQCAT637WSCA1O28C0CA4CCJ4ICAH3F37YCAJR490QCAZOEK2CCA89B7BDCAYC9XBI.jpg" alt="" title="W0E8JDCAZNEQI7CA0066VICA6WDRXHCAWOW7LOCATYZ1ANCA6129AECABPAIJUCA6U3EE0CAQHHG0ACACXMW9UCACVJFGQCAT637WSCA1O28C0CA4CCJ4ICAH3F37YCAJR490QCAZOEK2CCA89B7BDCAYC9XBI" width="195" height="258" class="alignleft size-full wp-image-682" /></a>Kadın yüreğindeki acıyla kıvranırken, bir yandan da &#8220;neden bu kadar harap ediyorum kendimi, değer mi?&#8221; diye düşündü<a href="http://www.google.com">.</a> Ama yapamıyordu işte, boş veremiyordu. Yüreği acıyor, içi yanıyor bedeni de bu acıya adeta eşlik ediyordu. O adamı çok sevmişti. İlişkisine emek vermişti. Sevdiğini yüreğiyle sahiplenip, en gizlide olanlarını ona açmıştı. Belki hata buradaydı. Çok açık olmuştu. Ona karşı hiç mahremiyeti kalmamıştı. Galiba kendini çabuk tüketmişti. Adamın, kadında keşfedecek bir şeyi kalmamıştı<a href="http://www.facebook.com">.</a> </p>
<p>Kadın oturduğu kanepeden güç bela kalktı. Başı dönüyordu. Ayakta zor duruyordu. Birden hatırladı. Dün sabahtan beri bir şey yememişti. Gece, kanepede ağlarken uyuya kalmış, aldığı alkolün etkisiyle oracıkta sızmıştı. Kendini kötü hissediyordu. &#8220;Bir şeyler yemem gerek, yoksa midem daha da ağrıyacak&#8221; diye düşündü. Mutfağa gitti ve kendine yeşil çay yaptı. Bu midesine iyi gelecekti. Biraz ekmek ve peynir aldı tabağına sonra kanepeye geri döndü. Bir yandan yiyip bir yandan tekrar düşünmeye başladı. Neydi yanlış olan? Canı gibi sevdiği ve onun da sevdiğine inandığı adam onu niye terk etmişti. Üstelik çok kırıcı bir kavgayla bitmişti her şey. Oysa dün birlikte Sapanca’ya gidip, hafta sonunu orda geçireceklerdi. Nasıl olabilirdi böyle bir şey? Kâbus gibiydi. İnsanın inanası gelmiyordu. Neyin birikmişliği ve patlamasıydı bu, hala anlayamıyordu. Beyni artık düşünmekten yorulmuştu. &#8220;Biraz toparlanmam gerek, böyle olmayacak&#8221; dedi kendi kendine ve kalkıp uzun bir duş aldı. Sıcak su iyi gelmişti. Midesindeki ağrı da azalmıştı. Üstüne bir şeyler giydi. Camları açıp evi havalandırdı. Hava çok güzeldi. Bahar neredeyse yerini yaza bırakmak üzereydi. Mis gibi hanımeli kokusu odanın içine dolmuştu. Çok severdi bu kokuyu. “Dışarı çıkmalıyım” dedi önce. Sonra &#8220;yok kızlardan birini arayım, sonra beraber çıkar, sahilde otururuz&#8221; dedi. </p>
<p>45 dakika sonra can dostlarından biri olan Büşra, evindeydi. Apar topar gelmişti, şaşkınlık içindeydi. &#8220;Hadi çabuk anlat, ne oldu da bu hale geldiniz, hani her şey yolunda gidiyordu?&#8221; diye sorarken Büşra&#8217;nın yüzü hayret ifadeleriyle doluydu. Genç kadın arkadaşına dışarı çıkmak istediğini, evin artık ona dar geldiğini, sürekli dünkü kâbusu hatırlattığını söyledi ve evden çıkıp sahile indiler. Her zaman gittikleri kafede denize yakın bir masaya oturdular. Kadın biraz daha sakinleşmiş gibiydi. Büşra ise merak içinde kıvranıyordu. &#8220;Aysun, anlat artık, çatlatma insanı, ne oldu?&#8221; diye yeniledi sorusunu. Aysun&#8217;un ağzından şu cümleler döküldü: &#8220;Aslında şimdi daha iyi anlıyorum, bu işi ben bitirdim. Çünkü kendi kendimi tükettim. Bu adama çok açık oldum ben, gizlide hiçbir şey kalmadı. Her dediğine evet dedim. Karşı çıkmadım. Adam sıkıldı benden. Bir erkeğin fazla huyuna suyuna gidince, alttan alınca, bir süre sonra cazibeni de yitiriyorsun anlaşılan. Bu erkeklerin ne istediklerini anladığım gün mezarda olacağımdan eminim. Sıkıldım artık&#8221; Duyduğu nedeni yeterli görmeyen Büşra, &#8220;saçmalama tek neden bu olamaz, sen bana şu kavgayı bir anlatsana&#8221; dedi. </p>
<p>&#8220;Nesini anlatayım kâbus gibiydi işte. Biliyorsun hafta sonunu Sapanca&#8217;da geçirecektik. Dün sabah erkenden kalktım, çarçabuk bir şeyler atıştırdım ve giyinmeye başladım. Çantamı zaten akşam hazırlamıştım. 08.30 da gelecekti. Biraz daha erken geldi. Çok suratsızdı. Sabah mahmurluğudur, uykusunu alamadı diye düşündüm. Akşam özel bir organizasyonuna gidecekti. Geç yattı herhalde dedim. &#8220;Hala hazırlanmamışsın bu ne uyuşukluk&#8221; deyince birden sinirlendim. &#8220;Hazır sayılırım ne oldu akşam geç mi yattın ya da fazla mı içtin, tersinden kalkmış gibisin&#8221; deyince bu açtı ağzını yumdu gözünü. Hiç onu bu kadar çirkin bir tavırda görmemiştim. &#8220;Ben alkolik miyim, söylediğine dikkat et, sen hep ağırkanlısın zaten, sabahın köründe kalkıp geliyorum hatun hala hazır değil, mecbur muyum keyfini beklemeye,&#8221; gibi cümleleri sırlamaya başladı. Arkası biraz daha farklı geldi tabi. Sanki adam, dolmuş dolmuş da taşıyor gibiydi. Ben her zaman olduğu gibi yine alttan almaya, onu sakinleştirmeye çalıştım. &#8220;Canım, tamam benim suçum, yanlış cümle kurdum, seni kırdım. Özür dilerim sana bir kahve yapayım. İstersen gitmeyiz, sorun değil, hadi biraz yatıp uyu&#8221; değince bana şunu söyledi: &#8220;Sen ne garip kadınsın, burada sana bağırıp çağırıyorum hala alttan alıyorsun. Bir gün olsun benimle doğru dürüst kavga bile etmedin. Biraz sinirlenecek olsan hemen otokontrolünü eline alıyorsun. Bıktım senin şu güçlü yanından. Hiç mi kendini serbest bırakmazsın sen? Senin bu gücünle ezilmekten de bıktım. Yeter artık.&#8221; </p>
<p>Daha önceki ilişkilerinde erkeğe taviz vermeyen ben, çok canı yandığı için kendini değiştirmeye adayıp, bu işi başarmış biri olarak bu kez alttan alan taraf olduğum için bu lafları duyuyordum sevdiğim adamdan. Şimdi söyle bana, sence başka neden olabilir mi? Adam benden sıkıldı. Daha sonra sözleri iyice çirkinleşti, benimle devam etmek istemediğini, onu anlayamadığı bir biçimde ezdiğimi, fazla kontrollü olduğumu söyledi ve her şey bitti deyip, çekip gitti.&#8221; </p>
<p>Büşra, &#8220;anladım canım, anladım&#8221; deyip bir süre sessiz kaldı. İşte o an Aysun, artık olayı iyice çözmüştü. Erkekleri anlamak zordu. Eğitimsiz ya da az eğitimli, kendi halinde, her şeyi olduğu gibi kabullenmek zorunda olan kadınlar galiba daha şanslıydı. En azından bahtına çıkana katlanmak zorunda hissettikleri için böyle garip olaylarla kafalarını yormuyorlardı. Kadın biraz akıllı, yalamış yutmuş olunca, erkekler açısından iş değişiyordu. İlla bir maraz doğuyordu. Daha önceki erkek arkadaşı da ona &#8220;senin bu akıllı halini sevmiyorum, aptal haline bayılıyorum&#8221; derdi. Ama bu kez değişmişti. Taviz veren, alttan alan çok didişmeyen bir kadın olmuştu. Üstelik bu hale gelmek için onlarca kişisel gelişim kitabı okumuş, eğitimlere katılmıştı. Yani kendini değiştirmenin yollarını öğrenmiş ve bunu başarmıştı. Peki, sonuç ne olmuştu? Yine hüsran, yine acı ve içini kemiren bir kızgınlık. </p>
<p>Büşra sessizliğini bozdu: &#8220;Aman bırak ya. Erkek milleti, bunları anlamak gerçekten zor. Giderse gider, dönerse gelir. Hem de utançla af dileyerek gelir. Dönmezse de kendi bilir. Bu adamlara yaranılmaz kızım. Orta ayarı tutturacağım derken sürekli ödün veren taraf biz oluyoruz. Yeter ya.&#8221; </p>
<p>Aysun, işte o an bir karar verdi. Bir daha sevmeyecekti. Bir erkeğe kalbini bir kez daha vermeyecekti. Madem otokontrolü bu kadar güçlüydü, sevmeden, aşık olmadan da bir ilişki yaşayabilirdi. Tıpkı erkeklerin yaptığı gibi. Böylece canı yanmayacaktı. Üstelik olduğu gibi davranacak, kendini sınırlamayacaktı. Ama bir daha asla, bir erkeği kalbine almayacaktı. </p>
<p>Şadan HERGÜNER</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sadanherguner.com/bir-daha-asla-sevmeyecegim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>NEDEN MUTLU DEĞİLİZ</title>
		<link>http://www.sadanherguner.com/neden-mutlu-degiliz/</link>
		<comments>http://www.sadanherguner.com/neden-mutlu-degiliz/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 07 Jan 2012 17:41:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Şadan Hergüner</dc:creator>
				<category><![CDATA[Danışmanlık]]></category>
		<category><![CDATA[İkili İlişkiler]]></category>
		<category><![CDATA[Kişisel Gelişim]]></category>
		<category><![CDATA[beklentiler]]></category>
		<category><![CDATA[mutlu değiliz]]></category>
		<category><![CDATA[mutlu olmak]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluk nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Tolstoy]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.sadanherguner.com/?p=674</guid>
		<description><![CDATA[Tolstoy’a, “Nasıl mutlu olursunuz?” diye sorduklarında şu cevabı vermiş: “Sahip olduğum şeylere sevinerek, sahip olmadıklarıma ise hiç üzülmeyerek.” Oysa bizler mutluluğu, sahip olmak için uğraş verdiğimiz şeylere bağlayarak beklemez miyiz? “İstediğim gibi bir ev aldığımda çok mutlu olacağım.” “Kırmızı bir arabam olunca mutluluktan havalara uçacağım.” “Bir çocuğumuz olunca mutluluğu yakalayacağız.” Sadece bu örnekler bile mutlu olmayı, beklentilere bağladığımızı gösteriyor. O nedenle bir türlü kendimizi mutlu hissedemiyoruz. Mutsuz olmaktan dert yanıyoruz. Yaşam herkese aynı vericilikte olmuyor. Kiminin parası çok, kiminin yok. Kiminin güzel bir ailesi var, kimi hayata başlarken daha anne veya babadan yoksun. Kimine gümüş tepsilerle olanaklar sunulurken, kimi her&#8230;]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.sadanherguner.com/wp-content/uploads/2012/01/SPVY2LCAM3OVQPCAM3DNBXCAMTIZFPCAWK5109CA2GPJ3UCAMEZ3HICAX8QVHKCASHZ5JGCAS20PAOCA35MXO7CARIV5Q0CAFGFWO0CA1Z07CICA6YU9WDCAZBCQ77CASGD5B3CAFS6795CAGAF36JCAM9SXGM.jpg"><img src="http://www.sadanherguner.com/wp-content/uploads/2012/01/SPVY2LCAM3OVQPCAM3DNBXCAMTIZFPCAWK5109CA2GPJ3UCAMEZ3HICAX8QVHKCASHZ5JGCAS20PAOCA35MXO7CARIV5Q0CAFGFWO0CA1Z07CICA6YU9WDCAZBCQ77CASGD5B3CAFS6795CAGAF36JCAM9SXGM.jpg" alt="" title="SPVY2LCAM3OVQPCAM3DNBXCAMTIZFPCAWK5109CA2GPJ3UCAMEZ3HICAX8QVHKCASHZ5JGCAS20PAOCA35MXO7CARIV5Q0CAFGFWO0CA1Z07CICA6YU9WDCAZBCQ77CASGD5B3CAFS6795CAGAF36JCAM9SXGM" width="300" height="168" class="alignleft size-full wp-image-675" /></a> Tolstoy’a, “Nasıl mutlu olursunuz?” diye sorduklarında şu cevabı vermiş:<br />
“Sahip olduğum şeylere sevinerek, sahip olmadıklarıma ise hiç üzülmeyerek<a href="http://www.google.com" title="Mutlu Olmak">.</a>”</p>
<p>Oysa bizler mutluluğu, sahip olmak için uğraş verdiğimiz şeylere bağlayarak beklemez miyiz?<br />
“İstediğim gibi bir ev aldığımda çok mutlu olacağım.”<br />
“Kırmızı bir arabam olunca mutluluktan havalara uçacağım.”<br />
“Bir çocuğumuz olunca mutluluğu yakalayacağız.”<br />
Sadece bu örnekler bile mutlu olmayı, beklentilere bağladığımızı gösteriyor. O nedenle bir türlü kendimizi mutlu hissedemiyoruz. Mutsuz olmaktan dert yanıyoruz.</p>
<p>Yaşam herkese aynı vericilikte olmuyor. Kiminin parası çok, kiminin yok. Kiminin güzel bir ailesi var, kimi hayata başlarken daha anne veya babadan yoksun. Kimine gümüş tepsilerle olanaklar sunulurken, kimi her şeyi tırnaklarıyla kazıyarak elde ediyor. </p>
<p>Peki, bizler nasıl mutlu olacağız? Bence Tolstoy’un yaptığı gibi…<br />
Elimizdekinin değerini bilerek, sahip olamadıklarımıza üzülmeyerek! Çünkü hayat, elimizde olmayanlara hayıflanıp, üzülecek kadar uzun değil.<br />
Mutluluğu sadece beklentilere bağlamayarak, şükretmemiz gereken pek çok şeye sahip olduğumuzu fark ederek mutlu olacağız. </p>
<p>Ölümcül bir hastalığımız yoksa, aç ve açıkta değilsek, aile bireylerimiz bizimleyse şükretmemiz gerekmez mi? Varsın büyük bir bolluk içinde olmayalım. Olanla yetinmeyi ve mutlu olmayı bilelim. Aksi halde hiçbir zaman mutlu olamayız. Çünkü insanın ihtiyaçları sonsuzdur. Her sahip olunandan sonra yeni bir istek daha çıkar ortaya. Mutluluğu bunlara bağlamak doğru olmaz. </p>
<p>Hayatımızda sahip olduğumuz ne varsa, ona önem verelim, bize yaşattığı her duyguya minnet duyalım. Olmayanın yasını tutmak yerine, olanın varlığında huzur bulalım. Ve karşılık beklemeden sevelim. Seven yürekler çevresine olumlu enerji yayarlar. Sıcak bir gülümseme, sevgiyle yaklaşma, anlayışlı ve hoşgörülü olma bizi çevremize sevdirir. Sevilen insan olmak bizi mutlu etmez mi? </p>
<p>Şadan HERGÜNER</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.sadanherguner.com/neden-mutlu-degiliz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

